Cinsiyet-Esitligi davasi

Ruth Bader Ginsburg ve Cinsiyet Eşitliği Davaları

Hukuki ve Tarihsel Bağlam:

Ruth Bader Ginsburg, Amerika Birleşik Devletleri’nde cinsiyet eşitliği mücadelesinin öncülerinden biridir. Ginsburg, 1970’lerde Amerikan hukuk sisteminde cinsiyet ayrımcılığını ortadan kaldırmaya yönelik kritik davalarda avukat olarak yer aldı ve daha sonra Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi’nde yargıç olarak bu mücadelesini sürdürdü. Ginsburg’ün hukuki stratejisi, cinsiyet ayrımcılığının anayasaya aykırı olduğunu ve 14. Değişiklik’in Eşit Koruma Maddesi’nin kadınlar ve erkekler için eşit fırsatlar sağlaması gerektiğini savunmak üzerine kuruluydu.

Önemli Davalar:

  1. Reed v. Reed (1971):

Davanın Arka Planı: Sally Reed ve boşandığı eşi Cecil Reed, ölen oğullarının mal varlığının yönetimi konusunda bir anlaşmazlığa düştü. Idaho Eyaleti Yasası, mülk yönetimi konusundaki tercih sırasını belirlerken, erkeklerin kadınlardan üstün olduğunu belirtmişti. Bu yasa, Sally Reed’in itirazına neden oldu.

Ginsburg’ün Rolü ve Argümanları: Ginsburg, bu davada Sally Reed’in avukatlığını yapmadı, ancak davaya katılan amicus curiae (mahkeme dostu) bir brifing yazdı. Ginsburg, bu yasayı cinsiyet ayrımcılığına dayalı olarak Anayasa’nın Eşit Koruma Maddesi’ne aykırı olduğunu savundu.

Sonuç: Yüksek Mahkeme, Idaho Eyaleti Yasası’nı oybirliğiyle anayasaya aykırı buldu ve Ginsburg’ün argümanları kabul gördü. Bu karar, cinsiyet ayrımcılığına karşı verilen mücadelede önemli bir dönüm noktası oldu.

  1. Frontiero v. Richardson (1973):

Davanın Arka Planı: Teğmen Sharron Frontiero, Hava Kuvvetleri’nde görev yapan bir kadındı ve erkek meslektaşlarının aksine, evli olduğu için eşine askeri yardımlar sağlama konusunda eşit muamele görmüyordu. Erkek askerler, eşlerini bağımlı olarak bildirmek için daha az bürokratik engelle karşılaşırken, kadın askerler bu yardımları almak için daha fazla kanıt sunmak zorundaydı.

Ginsburg’ün Rolü ve Argümanları: Ginsburg, Frontiero’yu temsil etti ve Yüksek Mahkeme’de güçlü bir savunma yaptı. Cinsiyet temelli ayrımcılığın Anayasa’nın Eşit Koruma Maddesi’ne aykırı olduğunu ve bu tür uygulamaların kadınları küçük düşürdüğünü savundu.

Sonuç: Yüksek Mahkeme, cinsiyet ayrımcılığını anayasaya aykırı buldu. Ancak, mahkemenin yargıçları arasında cinsiyet ayrımcılığının katı inceleme altında tutulması gerektiği konusunda tam bir fikir birliği sağlanamadı.

  1. Weinberger v. Wiesenfeld (1975):

Davanın Arka Planı: Stephen Wiesenfeld, eşini doğum sırasında kaybettikten sonra Sosyal Güvenlik yardımları almak istedi. Ancak, Sosyal Güvenlik Yasası, bu tür yardımların yalnızca dul kadınlara sağlanmasını öngörüyordu. Bu durum, Wiesenfeld’in dul erkek olarak yardımlardan yararlanamaması anlamına geliyordu.

Ginsburg’ün Rolü ve Argümanları: Ginsburg, Wiesenfeld’in avukatı olarak Sosyal Güvenlik Yasası’nın cinsiyet ayrımcılığı içerdiğini ve bu ayrımcılığın Anayasa’nın Eşit Koruma Maddesi’ne aykırı olduğunu savundu.

Sonuç: Yüksek Mahkeme, yasayı anayasaya aykırı buldu ve bu karar, cinsiyet ayrımcılığının her iki cinsiyet için de adaletsizlik yarattığını kabul eden önemli bir içtihat oluşturdu.

  1. Duren v. Missouri (1979):

Davanın Arka Planı: Billy Duren, Missouri’de bir cinayet suçundan yargılanıyordu ve mahkemede kadınların jüri hizmetinden muaf tutulmasının cinsiyet ayrımcılığı olduğunu savundu. Missouri yasaları, kadınların otomatik olarak jüri hizmetinden muaf tutulmasını sağlıyordu.

Ginsburg’ün Rolü ve Argümanları: Ginsburg, Duren’i temsil etti ve bu uygulamanın cinsiyet ayrımcılığı olduğunu ve adil yargılama hakkını ihlal ettiğini savundu.

Sonuç: Yüksek Mahkeme, kadınların jüri hizmetinden muaf tutulmasının anayasaya aykırı olduğuna karar verdi. Bu karar, kadınların adalet sistemine eşit katılımını sağlama konusunda önemli bir adımdı.

Sonuç ve Miras:

Ruth Bader Ginsburg, cinsiyet eşitliği mücadelesinde kritik davaları kazanarak, Amerikan hukuk sisteminde köklü değişiklikler yapılmasını sağladı. Ginsburg’ün stratejik ve analitik yaklaşımları, cinsiyet ayrımcılığına karşı verilen mücadelede önemli zaferler kazandırdı. Yüksek Mahkeme yargıcı olarak, Ginsburg, cinsiyet eşitliği, medeni haklar ve bireysel özgürlükler konularında etkili kararlar vererek, Amerikan hukukuna ve topluma kalıcı bir miras bıraktı.


Kategoriler:

Etiketler:

İlk yorum yazan siz olun

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lorem ipsum dolor sit amet, at mei dolore tritani repudiandae. In his nemore temporibus consequuntur, vim ad prima vivendum consetetur. Viderer feugiat at pro, mea aperiam

Detayları bize yazın size en kısa sürede ulaşalım

Tüm hakları saklıdır.
2025 Mutluer Hukuk Bürosu

Binlerce Yıllık Türk Devlet Aklı, Bugünün Dünyasında Yeniden Hayat Buluyor: Türk Töresi ve Türk'ün Prensipleri