Miras Hukuku
Miras hukuku, kişinin ölümüyle malvarlığının kimlere ve hangi oranlarda geçeceğini, mirasbırakanın sağlığında veya ölüme bağlı tasarruflarla yaptığı kazandırmaların sınırlarını, mirasçıların hak ve borçlarını ve terekenin nasıl paylaşılacağını düzenler.
Miras uyuşmazlığı yalnızca “kim ne kadar miras alacak?” sorusundan ibaret değildir.
Mirasbırakanın;
taşınmazları,
şirket payları,
banka hesapları,
alacakları,
borçları,
sağlığında yaptığı devirler,
vasiyetnameleri,
miras sözleşmeleri,
kefalet ve teminatları
birlikte değerlendirilmelidir.
Miras, yalnızca malvarlığı değerlerinin değil, kanunun öngördüğü ölçüde borçların da mirasçılara geçmesi nedeniyle ölümden hemen sonra hukuki inceleme yapılması gerekebilir.
Miras Ne Zaman Geçer?
Türk Medeni Kanunu uyarınca mirasçılar mirasbırakanın ölümüyle birlikte mirası kanun gereği bir bütün olarak kazanırlar.
Mirasın kazanılması için mirasçılık belgesi çıkarılması veya bütün taşınmazların tapuda mirasçılara intikal ettirilmiş olması şart değildir.
Kanundaki istisnalar saklı olmak üzere mirasçılar mirasbırakanın ayni haklarını, alacaklarını ve diğer malvarlığı haklarını kazanırken borçlarından da kişisel olarak sorumlu hâle gelebilirler.
Bu nedenle özellikle borçlu tereke bulunan durumlarda “önce veraset ilamı çıkaralım, sonra bakarız” yaklaşımı risk yaratabilir.
Yasal Mirasçılar
Türk Medeni Kanunu kan hısımlarının mirasçılığını zümre sistemi içinde düzenler.
Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları altsoyudur.
Çocuklar eşit payla mirasçı olur.
Mirasbırakandan önce ölmüş çocuğun yerini kendi altsoyu halefiyet yoluyla alır.
Altsoy bulunmuyorsa ikinci zümre olan ana ve baba ve onların altsoyu; bunlar da bulunmuyorsa kanundaki koşullarla büyük ana ve büyük baba zümresi gündeme gelir.
Sağ Kalan Eşin Miras Payı
Sağ kalan eşin miras payı birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir.
Sağ kalan eş;
mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçıysa mirasın dörtte birini,
ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçıysa yarısını,
büyük ana ve büyük baba zümresi ve onların çocuklarıyla birlikte mirasçıysa dörtte üçünü
alır.
Bu zümrelerden hiç mirasçı bulunmuyorsa mirasın tamamı sağ kalan eşe kalır.
Eşin Miras Payı ile Mal Rejimi Alacağı Aynı Şey Değildir
Evlilik ölümle sona erdiğinde sağ kalan eş bakımından iki farklı hesap gündeme gelebilir.
Öncelikle eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi yapılabilir.
Sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan katılma veya başka alacağı terekenin borcu niteliğinde olabilir.
Bundan sonra kalan tereke üzerinde sağ kalan eşin miras payı hesaplanır.
Bu nedenle “eş mirasın dörtte birini alır” denilerek hesap yapılması bazı dosyalarda eksik sonuç verir.
Mal rejimi ile miras hukukunun sırası ve birbirleriyle ilişkisi doğru kurulmalıdır.
Sağ Kalan Eşin Aile Konutu ve Ev Eşyası Üzerindeki Hakları
Sağ kalan eş, eski yaşamını devam ettirebilmesi amacıyla ölen eşe ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kanundaki şartlarla miras payına mahsup edilmek üzere mülkiyet veya intifa hakkı talep edebilir.
Ev eşyası bakımından da benzer koruma bulunmaktadır.
Somut olayın özellikleri haklı sebeple farklı değerlendirmeyi gerektirebilir.
Bu düzenleme sağ kalan eşin yalnızca soyut miras payını değil, yaşamını sürdürdüğü konut bakımından da korunmasını amaçlar.
Evlâtlığın Miras Hakkı
Evlâtlık ve onun altsoyu, evlât edinene kan hısımı gibi mirasçı olur.
Evlâtlığın kendi biyolojik ailesindeki mirasçılığı da devam eder.
Buna karşılık evlât edinen ve onun hısımları evlâtlığa mirasçı olmaz.
Evlâtlık ilişkisi miras hesabında bu özel sistem üzerinden değerlendirilmelidir.
Mirasçılık Belgesi – Veraset İlamı
Mirasçıların kimler olduğunu ve miras paylarını gösteren mirasçılık belgesi sulh hukuk mahkemesinden veya kanunun izin verdiği durumlarda noterlikten alınabilir.
Mirasçılık belgesi kesin hüküm oluşturmaz.
Belgenin yanlış olduğu ileri sürülüyorsa iptali ve doğru mirasçılık durumunun belirlenmesi talep edilebilir.
Yabancılık unsuru, nüfus kayıtlarındaki eksiklik veya ölüme bağlı tasarrufların bulunması hâlinde ayrıca mahkeme incelemesi gerekebilir.
Terekenin Tespiti ve Korunması
Mirasbırakanın ölümünden sonra malvarlığının tam olarak bilinmemesi sık karşılaşılan bir durumdur.
Taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, şirket payları, alacaklar, değerli eşyalar ve borçlar ayrı ayrı araştırılabilir.
Terekenin kaybolması veya üçüncü kişiler tarafından elden çıkarılması riski varsa terekenin korunmasına yönelik hukuki tedbirler gündeme gelebilir.
Sulh hukuk mahkemesi mirasın ve hak sahiplerinin korunması amacıyla kanunun öngördüğü gerekli önlemleri alabilir.
Miras Borçları
Mirasçıların yalnızca terekenin aktiflerini değil, kanundaki istisnalar saklı olmak üzere mirasbırakanın borçlarını da kazanması mümkündür.
Bu nedenle özellikle;
banka kredileri,
vergi ve kamu borçları,
kefaletler,
icra dosyaları,
ticari borçlar
ve devam eden davalar araştırılmalıdır.
Terekenin görünenden daha fazla borca sahip olması mirasın reddi veya resmî tasfiye gibi yolların değerlendirilmesini gerektirebilir.
Mirasın Reddi
Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilir.
Mirasın reddi bakımından genel süre üç aydır.
Yasal mirasçılar bakımından süre kural olarak mirasçının mirasbırakanın ölümünü ve kendi mirasçılığını öğrendiği tarihten; atanmış mirasçılar bakımından ise kanundaki özel öğrenme ve bildirim esaslarına göre hesaplanır.
Ret beyanının kayıtsız ve şartsız olması gerekir.
Mirasın reddi, özellikle tereke borçlu olduğunda süresi nedeniyle gecikmeden değerlendirilmesi gereken konulardan biridir.
Mirasın Hükmen Reddi
Türk Medeni Kanunu m.605 uyarınca mirasbırakanın ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır.
Bu durum uygulamada “mirasın hükmen reddi” olarak adlandırılmaktadır.
Buradaki temel mesele terekenin daha sonra borca batmış olması değil, mirasbırakanın ölüm tarihindeki ödeme aczi durumudur.
Bu nedenle banka, tapu, araç, vergi, icra ve diğer malvarlığı kayıtlarının ölüm tarihi esas alınarak araştırılması gerekebilir.
Mirasın Reddinde Dikkat Edilecek Davranışlar
Mirası reddetmek isteyen mirasçı, tereke malları üzerinde sıradan koruma ve yönetim işlemlerinin ötesine geçen davranışlarda bulunursa ret hakkı bakımından hukuki sorun doğabilir.
Tereke malını kendisine mal etme, gizleme veya olağan yönetim dışında tasarrufta bulunma gibi davranışların sonucu ayrıca değerlendirilmelidir.
Borçlu tereke dosyasında mirasçının işlem yapmadan önce hukuki durumunu belirlemesi bu nedenle önem taşır.
Resmî Defter Tutulması
Mirasçının terekenin borç durumundan emin olmaması hâlinde kanunda düzenlenen resmî defter tutma yolunun değerlendirilmesi mümkündür.
Bu yöntem terekenin aktif ve pasiflerinin resmî biçimde ortaya çıkarılmasını amaçlar.
Mirasçının süresi içinde hangi seçeneği kullanacağını belirlemesi gerekir.
Vasiyetname
Mirasbırakan malvarlığının tasarruf edilebilir bölümü hakkında vasiyetname düzenleyebilir.
Türk Medeni Kanunu;
resmî vasiyetname,
el yazılı vasiyetname
ve olağanüstü koşullarda sözlü vasiyet
olmak üzere farklı şekiller öngörmektedir.
Her vasiyet türünün kendi şekil şartları bulunmaktadır.
“Vasiyet ettiğini bir kâğıda yazmak” her durumda geçerli vasiyetname oluşturmaz.
El Yazılı Vasiyetname
El yazılı vasiyetnamenin başından sonuna kadar mirasbırakanın el yazısıyla yazılması, yıl, ay ve gün gösterilerek tarih atılması ve imzalanması gerekir.
Bilgisayarda yazılarak yalnızca altının elle imzalanması, el yazılı vasiyetnamenin şekil şartlarını karşılamaz.
Şekil eksikliği vasiyetnamenin iptali tartışmasını gündeme getirebilir.
Resmî Vasiyetname
Resmî vasiyetname kanunda düzenlenen yetkili resmî memur ve tanıkların katılımıyla hazırlanır.
Mirasbırakanın iradesinin doğru ifade edilmesi, tasarruf ehliyeti ve tanıklara ilişkin şartlar önem taşır.
Özellikle yaşlı veya sağlık sorunu bulunan kişilerin vasiyetnamelerinde ileride tasarruf ehliyeti uyuşmazlığı çıkabileceği düşünülerek işlemin titizlikle yürütülmesi gerekir.
Miras Sözleşmesi
Miras sözleşmesi vasiyetnameden farklı olarak iki taraflı ölüme bağlı tasarruf niteliğindedir.
Mirasçı atama, belirli mal bırakma veya mirastan feragat gibi çeşitli düzenlemeler miras sözleşmesinin konusu olabilir.
Miras sözleşmesi resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmelidir.
Vasiyetnamenin kural olarak tek taraflı geri alınabilir niteliği ile miras sözleşmesinin bağlayıcılığı birbirinden ayrılmalıdır.
Mirasçılıktan Çıkarma
Mirasbırakan saklı paylı mirasçısını yalnızca kanunda belirtilen sebeplerden biri varsa mirasçılıktan çıkarabilir.
Mirasçının mirasbırakana veya yakınlarından birine karşı ağır suç işlemesi veya aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemesi kanundaki sebepler arasında yer almaktadır.
“Artık çocuğuma miras bırakmak istemiyorum” şeklindeki istek tek başına saklı paylı mirasçının bütün miras hakkını ortadan kaldırmaz.
Çıkarma sebebinin ölüme bağlı tasarrufta belirtilmesi ve uyuşmazlık hâlinde kanunun ispat sistemi uygulanır.
Mirastan Feragat
Mirasbırakan ile muhtemel mirasçı arasında mirastan feragat sözleşmesi yapılabilir.
Feragat karşılıklı veya karşılıksız olabilir.
Feragatin feragat edenin altsoyu üzerindeki etkisi sözleşmenin niteliğine göre değişebilir.
Bu nedenle mirastan feragat sıradan bir “ileride miras istemeyeceğim” belgesiyle yapılmamalıdır.
Kanunun öngördüğü miras sözleşmesi şekline uyulması gerekir.
Saklı Pay
Mirasbırakan malvarlığının tamamı üzerinde her durumda sınırsız tasarruf yetkisine sahip değildir.
Saklı pay sahibi mirasçılar bulunuyorsa ölüme bağlı veya kanunun tenkise tabi tuttuğu belirli sağlararası tasarruflar tasarruf özgürlüğünü aşabilir.
Güncel sistemde saklı pay;
altsoy için yasal miras payının yarısı,
ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri,
sağ kalan eş bakımından ise birlikte mirasçı olduğu zümreye göre kanunda belirtilen oran
üzerinden hesaplanır. Kardeşlerin saklı payı bulunmamaktadır.
Tenkis Davası
Saklı payının karşılığını alamayan mirasçı, mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmını aşan tasarrufların tenkisini isteyebilir.
Tenkis yalnızca vasiyetnameye karşı açılan bir dava değildir.
Kanunda tenkise tabi tutulan belirli sağlararası kazandırmalar da hesaplamaya alınabilir.
Önce terekenin gerçek net değeri belirlenmeli, saklı paylar hesaplanmalı ve hangi tasarrufun ne ölçüde saklı payı ihlal ettiği ortaya konulmalıdır.
Tenkiste Sıra
Saklı pay tamamlanıncaya kadar tenkis öncelikle ölüme bağlı tasarruflardan yapılır.
Bunun yeterli olmaması hâlinde kanunun öngördüğü sıra içinde sağlararası kazandırmalara gidilir.
Farklı tarihlerde çok sayıda bağış veya devir bulunan dosyalarda hesaplama yalnızca tek taşınmazın değeri üzerinden yapılamaz.
Terekenin bütünü dikkate alınmalıdır.
Tenkis Davasında Süre
Tenkis davası açma hakkı, mirasçının saklı payının zedelendiğini öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır.
Her hâlde vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılmasının, diğer tasarruflarda mirasın açılmasının üzerinden on yıl geçmekle hak düşer.
Tenkis iddiası def’i olarak her zaman ileri sürülebilir.
Bu nedenle saklı pay ihlali bulunan dosyalarda mirasçıların uzun süre beklemesi ciddi hak kaybına yol açabilir.
Vasiyetnamenin ve Ölüme Bağlı Tasarrufun İptali
Ölüme bağlı tasarruf;
mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı sırada yapılmışsa,
yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda düzenlenmişse,
içeriği veya koşulları hukuka ya da ahlaka aykırıysa
veya kanunun öngördüğü şekle uyulmamışsa
iptal davası gündeme gelebilir.
Vasiyetnamenin mirasçının hoşuna gitmemesi tek başına iptal nedeni değildir.
Kanunda düzenlenen somut iptal sebebinin bulunması gerekir.
Ölüme Bağlı Tasarrufun İptalinde Süre
İptal davası, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.
Her hâlde kanunda iyiniyetli davalılar bakımından on yıllık, iyiniyetli olmayan davalılar bakımından yirmi yıllık üst süreler öngörülmektedir.
Hükümsüzlük def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
Muris Muvazaası
Mirasbırakanın gerçek amacı bağış olduğu hâlde mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla görünürde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi işlem yapması muris muvazaası iddiasına yol açabilir.
Muris muvazaasında uyuşmazlık yalnızca tapuda satış gösterilip gösterilmediğinden ibaret değildir.
Mirasbırakanın gerçek iradesi araştırılır.
Satış bedeli ile taşınmazın gerçek değeri arasındaki fark, devralanın ödeme gücü, mirasbırakanın mal satma ihtiyacı, aile ilişkileri, taşınmazın kullanımı ve olayın bütün koşulları birlikte değerlendirilebilir.
Muris muvazaası ile tenkis davası aynı hukuki kurum değildir.
Muvazaa iddiasında görünürdeki işlemin gerçek iradeyi sakladığı ileri sürülürken tenkis davasında geçerli tasarrufun saklı payı ihlal eden kısmının azaltılması istenir.
Mirasbırakan Sağlığında Malını İstediğine Verebilir mi?
Bir kişi kural olarak sağlığında kendi malvarlığı üzerinde tasarruf edebilir.
Ancak yapılan işlemin gerçek niteliği, mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıyıp taşımadığı, karşılıklı mı karşılıksız mı olduğu ve saklı pay sisteminin uygulanıp uygulanmayacağı ölüm sonrasında uyuşmazlık konusu olabilir.
Bu nedenle “mirasbırakan hayattayken verdi, artık hiçbir dava açılamaz” şeklindeki genel ifade doğru değildir.
Her devir kendi hukuki sebebi üzerinden incelenmelidir.
Miras Hukukunda Denkleştirme
Yasal mirasçıların mirasbırakandan miras paylarına mahsuben aldıkları belirli karşılıksız kazandırmalar, mirasçılar arasında eşitliği sağlamak amacıyla denkleştirmeye tabi olabilir.
Özellikle mirasbırakanın altsoyuna yaptığı;
çeyiz,
kuruluş sermayesi,
malvarlığı devri,
borçtan kurtarma
ve benzeri karşılıksız kazandırmalar, mirasbırakan açıkça aksini belirtmemişse denkleştirme kapsamına girebilir.
Denkleştirme ile tenkis birbirinden farklıdır.
Denkleştirme mirasçılar arasındaki paylaşımın dengelenmesine; tenkis ise saklı payın korunmasına yöneliktir.
Terekeye İade ve Mirasçılar Arası Hesaplaşma
Mirasbırakanın sağlığında çocuklardan birine veya başka mirasçıya yaptığı ödemeler, taşınmaz devirleri veya borç ödemeleri daha sonra miras paylaşımında uyuşmazlık doğurabilir.
Her ödeme miras payına mahsuben yapılmış sayılmaz.
Kazandırmanın hukuki sebebi ve mirasbırakanın iradesi belirlenmelidir.
Bu nedenle banka hareketleri, tapu devirleri ve tarafların yazışmaları miras davasında önemli hâle gelebilir.
Miras Ortaklığı
Birden fazla mirasçının bulunması hâlinde miras paylaşılıncaya kadar tereke üzerinde miras ortaklığı meydana gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olur.
Terekedeki her taşınmaz veya mal üzerinde mirasçıların doğrudan bağımsız belirli paylarla diledikleri gibi tasarruf etmeleri mümkün değildir.
Miras ortaklığının temsili ve tereke malları üzerinde yapılacak işlemler Türk Medeni Kanunu hükümlerine tabidir.
Mirasın Paylaşılması
Mirasçılar terekeyi anlaşarak paylaşabilirler.
Paylaşmada taşınmazların veya şirket paylarının belirli mirasçılara bırakılması ve diğer mirasçılara denkleştirme bedeli ödenmesi mümkün olabilir.
Mirasçılar anlaşamazsa mahkeme yoluyla paylaşım veya ortaklığın giderilmesi gündeme gelebilir.
Her terekenin açık artırmayla satılması zorunlu değildir.
Tereke yapısına göre aynen paylaşım ve tahsis seçenekleri değerlendirilmelidir.
Miras ve Ortaklığın Giderilmesinde Arabuluculuk
Mirasçılar arasında terekeye dahil taşınır veya taşınmaz üzerindeki ortaklığın giderilmesine ilişkin dava açılacaksa, uyuşmazlık 6325 sayılı Kanun’un dava şartı arabuluculuk hükümlerine tabi olabilir.
Özellikle ortaklığın giderilmesi ve paylaştırma uyuşmazlıklarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekir.
Arabuluculukta taraflar;
taşınmazın bir mirasçıya bırakılması,
payların devredilmesi,
satış bedelinin paylaşılması
ve başka malvarlığı çözümleri üzerinde anlaşabilirler.
Miras Yoluyla Edinilen Taşınmazların Satışında 2026 Sistemi
31 Temmuz 2026 itibarıyla önemli bir yeni icra ve satış kuralı yürürlüktedir.
Tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü bir kişinin mülkiyet hakkı bulunmadığı taşınmazlarda, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmişse ilk açık artırma yalnız malik olan mirasçılar arasında yapılır.
Bu özel mirasçılar arası artırma sistemi bir defaya mahsus uygulanır.
Bu düzenleme, miras kalan taşınmazın ilk satış aşamasında aile veya miras ortaklığı dışındaki üçüncü kişiye geçmeden önce malik mirasçıların kendi aralarında teklif verebilmesine imkân sağlar.
İlk artırmanın sonuç vermemesi hâlinde sonraki satış süreci genel hükümler çerçevesinde devam eder.
Tarım Arazilerinin Mirası
Tarımsal arazilerin miras yoluyla intikali yalnızca Türk Medeni Kanunu hükümleriyle değerlendirilmez.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ekonomik bütünlük, yeter gelirli tarımsal arazi ve tarımsal arazilerin miras yoluyla devrine ilişkin özel kurallar içermektedir.
Terekede tarım arazisi bulunuyorsa klasik miras paylaşımı yapılmadan önce özel tarım mevzuatının uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilmelidir.
Şirket Paylarının Miras Yoluyla Geçmesi
Mirasbırakanın anonim veya limited şirkette pay sahibi olması durumunda şirket payları terekeye dahil olabilir.
Ancak şirket paylarının miras yoluyla geçişi yalnızca miras hukukuyla sınırlı değildir.
Türk Ticaret Kanunu, şirket sözleşmesi, pay defteri ve şirket türüne ilişkin özel hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.
Özellikle limited şirket paylarında miras geçişinin şirket hukuku sonuçları ile miras payının ekonomik değeri birlikte ele alınmalıdır.
Banka Hesapları ve Dijital Malvarlığı
Banka hesapları, yatırım hesapları, kripto varlıklar, dijital hesaplar ve başka elektronik malvarlığı değerleri terekenin parçası olabilir.
Bu varlıkların bulunduğu kurumların belirlenmesi, hesapların miras tarihi itibarıyla değeri ve erişim yetkileri ayrıca araştırılmalıdır.
Dijital hesaba teknik olarak erişilebilmesi, hesaptaki varlığın miras hukukuna aykırı biçimde tek mirasçı tarafından kullanılabileceği anlamına gelmez.
Yabancılık Unsurlu Miras
Mirasbırakanın veya mirasçılardan birinin yabancı olması, mirasbırakanın yurt dışında yaşaması veya malvarlığının farklı ülkelerde bulunması hâlinde milletlerarası özel hukuk hükümleri uygulanabilir.
Özellikle Türkiye’deki taşınmazlar ile yabancı ülkedeki malvarlığının mirası aynı hukuk düzenine tabi olmayabilir.
Yabancı mirasçılık belgeleri, yabancı mahkeme kararları ve uluslararası veraset işlemleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Miras Davalarında Görev ve Yetki
Miras hukukunda her uyuşmazlık aynı mahkemede görülmez.
Mirasçılık belgesi, terekenin korunması, mirasın reddi ve bazı çekişmesiz yargı işleri sulh hukuk mahkemesinin görev alanında olabilir.
Tenkis, muris muvazaası, vasiyetnamenin iptali ve başka çekişmeli miras davalarında uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre görevli mahkeme belirlenmelidir.
Bazı miras davalarında mirasbırakanın son yerleşim yeri kesin yetkili olabilir.
Bu nedenle dava açmadan önce yalnızca taşınmazın bulunduğu yere bakılmamalıdır.
Miras Hukukundan Doğan Para Alacaklarında 2026 Usul Sistemi
Miras hukukundan kaynaklanan ve para alacağı niteliği taşıyan davalarda talep miktarının belirlenmesi bakımından güncel Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri dikkate alınmalıdır.
31 Temmuz 2026 itibarıyla HMK m.107’deki belirsiz alacak davası kaldırılmıştır.
Kısmi dava açılan hâllerde HMK m.109/4 uyarınca talep konusu, aynı dava içinde bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir ve artırılan kısım bakımından zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması öngörülmektedir.
Bu değişiklik özellikle terekenin veya uyuşmazlık konusu kazandırmanın değerinin bilirkişi incelemesiyle belirleneceği para taleplerinde dava dilekçesinin hazırlanışını doğrudan etkileyebilir.
Miras Dosyasında Çalışma Yöntemimiz
Miras dosyasının başlangıcında yalnızca veraset ilamına bakılmaz.
Öncelikle mirasbırakanın ölüm tarihindeki tereke yapısı belirlenir.
Tapu kayıtları, banka ve yatırım hesapları, şirket payları, araçlar, alacaklar ve borçlar incelenir.
Mirasbırakanın sağlığında yaptığı taşınmaz ve para devirleri araştırılır.
Vasiyetname veya miras sözleşmesi bulunup bulunmadığı kontrol edilir.
Daha sonra yasal ve saklı paylı mirasçılar, mal rejiminden doğan haklar ve terekenin net değeri belirlenir.
Uyuşmazlık varsa her devir ayrı ayrı;
muris muvazaası,
tenkis,
denkleştirme,
geçersizlik
ve diğer hukuki nedenler açısından değerlendirilir.
Miras hukukunda doğru sonuç çoğu zaman tek bir tapu kaydından değil, mirasbırakanın yıllar içindeki bütün malvarlığı hareketlerinin birlikte incelenmesinden çıkar.
Miras Hukuku Kapsamındaki Çalışmalar
Mutluer Hukuk Bürosu;
mirasçılık belgesi, terekenin tespiti ve korunması, mirasın reddi ve hükmen reddi, vasiyetname ve miras sözleşmeleri, vasiyetnamenin açılması ve iptali, mirasçılıktan çıkarma, mirastan feragat, saklı pay, tenkis davaları, muris muvazaası, mirasta denkleştirme, tereke ve miras paylaşımı, ortaklığın giderilmesi, sağ kalan eşin hakları, şirket paylarının miras yoluyla geçişi, tarımsal arazilerin mirası ve yabancılık unsurlu miras uyuşmazlıklarında hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti vermektedir.
Son güncelleme: 6 Eylül 2026
Mutluer Hukuk Bürosu
Avukat Arabulucu Enver Alper Mutluer
Şişli – İstanbul