Vergi Hukuku
Vergi Hukuku Nedir?
Vergi hukuku; devletin ve kanunla yetkilendirilmiş diğer kamu idarelerinin vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükleri tarh, tahakkuk ve tahsil etmesine ilişkin kuralları ve mükelleflerin bu işlemler karşısındaki haklarını düzenler.
Vergi uyuşmazlıkları yalnız muhasebesel hesaplama meselesi değildir.
Vergiyi doğuran olay, mükellefiyet, matrah, defter ve belgeler, vergi incelemesi, tarhiyat, cezalar, tebligat, ödeme, tahsilat ve zamanaşımı hükümleri birbirleriyle bağlantılıdır.
Anayasa’nın 73. maddesinde düzenlenen vergilerin kanuniliği ilkesi gereğince vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
Vergi idaresinin yorum yoluyla kanunda bulunmayan yeni bir vergi yükümlülüğü yaratması mümkün değildir.
Vergi İncelemesi
Vergi incelemesinin amacı ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır.
İnceleme; defter ve belgeler, beyannameler, e-fatura ve diğer elektronik belgeler, banka hareketleri, üçüncü kişi kayıtları, elektronik sistemler ve gerektiğinde karşıt incelemeler üzerinden yürütülebilir.
Vergi incelemesine başlanması, mükellefin vergi kaybına yol açtığının peşinen kabul edildiği anlamına gelmez.
Mükellefin inceleme sürecinde açıklama yapma, belge sunma ve kanunun tanıdığı usul güvencelerinden yararlanma hakkı bulunmaktadır.
Vergi İnceleme Raporları
Vergi incelemesi sonucunda vergi inceleme raporu düzenlenebilir.
Tarhiyat önerisinin hangi maddi olgulara ve hukuki gerekçelere dayandığının belirlenebilir olması gerekir.
Vergi inceleme raporu idari işlemin temel dayanaklarından birini oluşturabilmekle birlikte vergi mahkemesini bağlayan kesin bir yargısal delil değildir.
Mahkeme, rapordaki maddi tespitleri ve bu tespitlere uygulanan hukuk kurallarını ayrıca denetler.
Vergi ve Ceza İhbarnamesi
İkmalen, re’sen veya idarece yapılan tarhiyatlar ile vergi cezaları mükellefe vergi/ceza ihbarnamesiyle bildirilebilir.
İhbarnamenin tebliğiyle dava, VUK m.376 kapsamında cezada indirim ve şartları varsa tarhiyat sonrası uzlaşma gibi hukuki yollar bakımından süreler işlemeye başlayabilir.
Bu nedenle ihbarname alındığında yalnız vergi veya ceza tutarına değil;
işlemin türüne,
vergilendirme dönemine,
tebliğ tarihine,
tebliğin usulüne
ve kullanılabilecek hukuki yollara
birlikte bakılmalıdır.
Elektronik Tebligat ve Sürelerin Başlangıcı
Vergi hukukunda elektronik tebligat, dava ve başvuru sürelerinin hesabında doğrudan sonuç doğurabilir.
GİB e-Tebligat sisteminde gönderilen belgeler, mükellefin elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır.
Mükellefin belgeyi sisteme daha önce açmış veya daha sonra görmüş olması, kanunda öngörülen tebliğ tarihinin belirlenmesinde tek başına esas alınmaz.
SMS veya e-posta yoluyla gönderilen bilgilendirme mesajı da hukuki tebliğ tarihinin yerine geçmez. Dava veya başvuru süresi hesaplanırken elektronik tebligatın sisteme ulaştığı tarih üzerinden kanuni tebliğ tarihi belirlenmelidir.
Vergi Mahkemesinde Dava
Vergi mahkemelerinde genel dava açma süresi, özel bir düzenleme bulunmadıkça 30 gündür.
Vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğ tarihi çoğu uyuşmazlıkta bu sürenin hesabının başlangıcını oluşturur.
Ödeme emri, ihtiyati haciz, haciz ve özel kanunlarda düzenlenen başka vergisel işlemlerde farklı dava ve başvuru süreleri bulunabilir.
Bu nedenle “vergi uyuşmazlıklarında her durumda 30 günlük süre vardır” şeklinde hareket edilmemelidir.
Vergi davasında somut olayın özelliklerine göre;
vergiyi doğuran olayın gerçekleşmediği,
mükellefin veya sorumlunun yanlış belirlendiği,
matrahın hatalı hesaplandığı,
incelemenin maddi tespitlerinin gerçeğe uygun olmadığı,
zamanaşımının gerçekleştiği,
tebligatın hukuka aykırı olduğu,
cezanın kanuni şartlarının oluşmadığı
veya işlemin kanuna aykırı idari yoruma dayandığı
ileri sürülebilir.
Vergi Ziyaı Cezası
Vergi ziyaı, mükellefin veya vergi sorumlusunun vergilendirmeye ilişkin ödevlerini zamanında veya gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesi sonucunu ifade eder.
Vergi ziyaı cezası incelenirken vergi kaybının bulunup bulunmadığı, fiilin niteliği ve Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen özel ceza hükümleri değerlendirilmelidir.
Her vergi ziyaı aynı zamanda vergi kaçakçılığı suçu değildir.
VUK m.359 kapsamında cezai sorumluluğun doğması için maddede tanımlanan suçlardan birinin unsurlarının oluşması gerekir.
Usulsüzlük ve Özel Usulsüzlük Cezaları
Vergi Usul Kanunu’ndaki defter, belge, bildirim ve şekil yükümlülüklerine aykırılık usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarına neden olabilir.
Fatura ve benzeri belgelerin düzenlenmemesi, elektronik belge yükümlülüklerine aykırılık, defter ve kayıt düzenine ilişkin ihlaller ve kanunda düzenlenen diğer fiiller farklı yaptırımlara bağlanmıştır.
Ceza miktarları ve parasal sınırlar yıllara göre değişebildiğinden, olayın gerçekleştiği tarih ve uygulanacak güncel tutarlar ayrıca kontrol edilmelidir.
Vergi Cezalarında İndirim – VUK m.376
Vergi Usul Kanunu’nun 376. maddesi, kanundaki koşulların yerine getirilmesi hâlinde vergi cezalarında indirim imkânı sağlar.
Vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında genel indirim oranı %50’dir.
Mükellefin ihbarnamenin tebliğinden itibaren kanuni süre içerisinde başvurması, ihbarnameyi dava konusu yapmaması ve kanunda belirtilen ödeme şartlarını yerine getirmesi gerekir.
2026 yılında 40.000 TL ve altında kalan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları bakımından VUK m.376’daki indirim oranı %50 artırımlı uygulanır. Bu durumda ceza indirimi %75 olur. 2026 yılına ilişkin 40.000 TL sınırı 588 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile belirlenmiştir.
Uzlaşmadan Sonra Ayrıca %25 İndirim Var mı?
Hayır.
7524 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda 2 Ağustos 2024 tarihinden itibaren uzlaşılan cezalar hakkında ayrıca VUK m.376 kapsamında başka bir indirim uygulanmamaktadır.
2 Ağustos 2024 öncesinde yapılmış bazı uzlaşma taleplerine ilişkin kanuni geçiş hükmü saklıdır.
Bu nedenle güncel uyuşmazlıklarda uzlaşılan ceza üzerinden ayrıca %25 indirim yapılacağı kabul edilerek hesaplama yapılmamalıdır.
Vergi Uzlaşması
Uzlaşma, kanunda belirtilen vergi cezaları bakımından mükellef ile vergi idaresinin uyuşmazlığı yargı yoluna taşımadan çözebilmesine imkân veren idari bir yoldur.
2 Ağustos 2024 tarihinde yürürlüğe giren değişikliklerden sonra vergi aslı uzlaşma kapsamından çıkarılmıştır.
2026 sisteminde ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergilere ilişkin vergi ziyaı cezaları ile 40.000 TL’yi aşan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları, kanundaki diğer şartların bulunması hâlinde uzlaşmaya konu olabilir.
VUK m.359’da düzenlenen fiiller nedeniyle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi hâlinde kesilen belirli cezalar, bu fiillere iştirak nedeniyle kesilen cezalar ve VUK m.370/b’deki özel izaha davet kapsamındaki bazı cezalar uzlaşmanın dışındadır.
Uzlaşma kapsamının belirlenmesinde yalnız ceza tutarına değil, cezanın türüne ve fiilin hukuki niteliğine de bakılmalıdır.
Tarhiyat Öncesi ve Tarhiyat Sonrası Uzlaşma
Vergi sisteminde tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşma birbirinden farklı aşamalarda kullanılan iki ayrı yoldur.
Tarhiyat öncesi uzlaşma, vergi incelemesi tamamlanırken henüz vergi ve ceza tarh edilmeden önce gündeme gelir.
Tarhiyat sonrası uzlaşma ise tarhiyatın yapılıp vergi/ceza ihbarnamesinin tebliğ edilmesinden sonra kullanılabilir.
Aynı uyuşmazlık bakımından mükellef bu iki uzlaşma yolundan yalnız birinden yararlanabilir.
Tarhiyat sonrası uzlaşma talebinde, ihbarnamenin tebliğiyle başlayan kanuni başvuru süresi özellikle gözetilmelidir.
Gelir İdaresi Başkanlığı Temmuz 2026’da tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası uzlaşmaya ilişkin güncel broşürlerini yayımlamıştır.
2026 Uzlaşma Komisyonları
28 Mart 2026 tarihli 592 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, uzlaşma komisyonlarının yapısını ve hangi tutarlardaki uyuşmazlıklarda hangi komisyonun yetkili olduğunu düzenlemiştir.
Buradaki iki düzenleme birbirine karıştırılmamalıdır:
40.000 TL’lik 2026 uzlaşma sınırı, yıllık yeniden değerleme sonucunda 588 Sıra No.lu Tebliğle belirlenen güncel tutardır.
592 Sıra No.lu Tebliğ ise esas olarak yetkili uzlaşma komisyonlarını ve komisyonlar arasındaki yetki dağılımını düzenlemektedir. Tebliğ de 2026 yılı için güncel sınırın 40.000 TL olduğunu açıkça belirtmektedir.
İzaha Davet
İzaha davet, vergi incelemesine başlanmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğramış olabileceğine ilişkin ön tespit bulunan bazı durumlarda mükellefe açıklama yapma imkânı sağlayan bir sistemdir.
İzaha davet yazısı alan mükellefin kanunda ve ilgili düzenlemelerde belirtilen süre içinde açıklamasını yapması gerekir.
Şartların gerçekleşmesi hâlinde eksik veya yanlış beyanın düzeltilmesi ve verginin ödenmesi sonucunda vergi ziyaı cezasının indirimli uygulanması mümkün olabilir.
VUK m.370/a kapsamında uygulanan %20 oranındaki indirimli vergi ziyaı cezası bakımından VUK m.376 indirimi veya şartları varsa tarhiyat sonrası uzlaşma gündeme gelebilir.
VUK m.370/b kapsamındaki belirli sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımı ön tespitlerinde kesilen indirimli ceza ise tarhiyat sonrası uzlaşmaya konu edilemez; VUK m.376 bakımından ayrıca değerlendirme yapılabilir.
İzaha davet edilen mükellefin davet konusu tespitle sınırlı olarak VUK m.371’deki pişmanlık hükümlerinden yararlanmasına ilişkin de kanuni sınırlamalar bulunmaktadır.
Sahte Belge ve Muhteviyatı İtibarıyla Yanıltıcı Belge
Vergi uyuşmazlıklarında ağır mali ve cezai sonuçlar doğurabilen alanlardan biri sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma iddiasıdır.
Bir belgenin sahte olduğunun ileri sürülmesi ile mükellefin bu belgeyi bilerek kullandığının kabul edilmesi aynı hukuki mesele değildir.
Mal veya hizmetin gerçekten alınıp alınmadığı, ödeme hareketleri, banka kayıtları, sevk ve teslim belgeleri, stok hareketleri, ticari ilişkinin gerçekliği ve somut işlemin koşulları birlikte incelenmelidir.
Vergi incelemesindeki sahte belge değerlendirmesi VUK m.359 kapsamında ceza soruşturmasına da yol açabilir.
Vergi inceleme raporu veya vergi suçu raporu ceza mahkemesini kendiliğinden bağlayan mahkûmiyet kararı niteliğinde değildir.
Vergi Kaçakçılığı Suçları – VUK m.359
VUK m.359’da düzenlenen fiiller, idari vergi cezalarından ayrı olarak ceza yaptırımına bağlanmıştır.
Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri, bazı defter ve belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi, muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge ya da sahte belge düzenlenmesi veya kullanılması ve maddede gösterilen diğer fiiller cezai sorumluluk doğurabilir.
Her vergi kaybı vergi kaçakçılığı suçu değildir.
Ceza sorumluluğu bakımından suçun maddi ve manevi unsurları ile sanığın fiille bağlantısı ceza yargılamasında ayrıca değerlendirilir.
Pişmanlık ve Islah – VUK m.371
Pişmanlık ve ıslah, kanundaki koşulları taşıyan mükellefin vergi ziyaına yol açan fiilini idarenin belirli şekillerde haberdar olmasından önce kendiliğinden bildirmesine dayanan bir kurumdur.
Vergi incelemesine başlanmış olması, olay hakkında ihbarda bulunulması, idarenin fiilden önceden haberdar olması veya izaha davet sürecinin başlaması pişmanlıktan yararlanma koşullarını etkileyebilir.
Bu nedenle pişmanlık başvurusu yapılmadan önce olayın vergi idaresi nezdindeki aşaması belirlenmelidir.
Vergi Hatalarında Düzeltme ve Şikâyet
Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen hesap ve vergilendirme hatalarının bulunması hâlinde düzeltme yoluna başvurulabilir.
Hesap hataları ile mükellefin şahsında, vergilendirmenin mevzuunda veya vergilendirme döneminde yapılan kanunda tanımlanmış hatalar bu sistem kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak her hukuka aykırılık “vergi hatası” değildir.
Vergi idaresiyle mükellef arasındaki hukuki yorum uyuşmazlıklarının tamamının düzeltme ve şikâyet yoluyla yeniden dava konusu hâline getirilebileceği düşünülmemelidir.
Normal dava açma süresi geçirildikten sonra VUK m.124 kapsamındaki şikâyet yolu, kanundaki koşulları taşıyan vergi hataları bakımından ayrıca gündeme gelebilir.
Düzeltme ve şikâyet yolunun, geçirilmiş her vergi davası süresini yeniden canlandıran genel bir olağanüstü başvuru yolu olmadığı özellikle dikkate alınmalıdır.
İhtirazi Kayıtla Beyan
Mükellefin beyanname vermek zorunda olmakla birlikte beyan ettiği matrah veya verginin belirli bir hukuki kısmına katılmadığı bazı durumlarda ihtirazi kayıtla beyan gündeme gelebilir.
Usulüne uygun ihtirazi kayıt, uygulanabildiği uyuşmazlıklarda beyan edilen ancak hukuken ihtilaflı görülen vergiye karşı dava hakkının korunmasını sağlayabilir.
İhtirazi kaydın kullanılabilirliği; vergi türüne, beyannamenin niteliğine, beyannamenin süresinde verilip verilmediğine ve uyuşmazlığın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Ödeme Emri
Vadesinde ödenmeyen ve cebren tahsil aşamasına geçen kamu alacaklarının takibi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yürütülür.
Borçluya gönderilen ödeme emrinde, kamu alacağının ödenmesi veya mal bildiriminde bulunulması istenir.
2026 itibarıyla ödeme emrinin tebliğinden sonra borçluya 15 günlük süre tanınmaktadır.
Ödeme Emrine Karşı Dava Süresi
Ödeme emrine karşı dava süresi de tebliğden itibaren 15 gündür.
Ödeme emrine karşı ileri sürülebilecek sebepler, tarhiyat aşamasındaki vergi davasına göre daha sınırlıdır.
Kanundaki sınırlar içerisinde;
böyle bir borcun bulunmadığı,
borcun tamamen veya kısmen ödendiği
veya
borcun zamanaşımına uğradığı
ileri sürülebilir.
Tarhiyat aşamasında dava konusu yapılması gereken her hukuka aykırılık ödeme emri aşamasında yeniden tartışılamaz.
Bu nedenle vergi/ceza ihbarnamesine karşı dava süresinin geçirilip daha sonra ödeme emrinin beklenmesi ciddi hak kaybına yol açabilir.
Ödeme emrine karşı dava açılması da cebrî tahsil işlemlerini her durumda kendiliğinden durdurmaz. Uyuşmazlıkta tahsil işlemlerinin durdurulması gerekip gerekmediği ilgili usul hükümlerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Mal Bildirimi
Ödeme emrinin tebliği üzerine borcun ödenmemesi hâlinde kanundaki şartlarla mal bildiriminde bulunulması gerekir.
Mal bildirimi yalnız “malım yoktur” biçiminde soyut bir açıklamadan ibaret değildir.
Borçlunun malvarlığı, hak ve alacakları ile ödeme gücüne ilişkin kanunun talep ettiği bilgilerin usulüne uygun şekilde bildirilmesi gerekir.
Mal bildiriminde bulunulmamasının 6183 sayılı Kanun kapsamında ayrıca sonuçları bulunmaktadır.
Haciz ve E-Haciz
Kamu alacağının ödenmemesi hâlinde kanuni koşulları oluştuğunda banka hesapları, taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü kişilerde bulunan hak ve alacaklar üzerine haciz uygulanabilir.
Elektronik haciz uygulamaları da kamu alacaklarının tahsilinde kullanılmaktadır.
Haczin kamu alacağını karşılamaya yetecek miktarla sınırlı olması gerekir.
Kamu alacağının miktarıyla açıkça ölçüsüz veya gereksiz biçimde sürdürülen haciz işlemleri hukuki denetime konu olabilir.
Kanuni Temsilcilerin Kamu Borçlarından Sorumluluğu
Bir şirketin vergi veya diğer kamu borçlarının bulunması, her durumda şirket müdürünün veya yönetim kurulu üyesinin borcun tamamından kendiliğinden kişisel olarak sorumlu olduğu anlamına gelmez.
Kanuni temsilci sorumluluğu VUK, 6183 sayılı Kanun ve somut olayın özellikleri birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Kişinin temsil yetkisinin bulunduğu dönem, kamu alacağının ait olduğu dönem, borcun doğumu ve ödenmesi gereken aşama, şirketten tahsil imkânı ve kişinin hukuki sıfatı incelenmelidir.
Limited Şirket Ortaklarının Kamu Borçlarından Sorumluluğu
Limited şirket ortakları bakımından 6183 sayılı Kanunda kamu alacaklarına özgü ayrı bir sorumluluk rejimi bulunmaktadır.
Şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları yönünden ortağın sermaye payıyla bağlantılı sorumluluğu gündeme gelebilir.
Ortaklık sıfatının bulunduğu dönem, pay oranı ve pay devri tarihleri değerlendirmede dikkate alınmalıdır.
Şirketin kamu borcu ile şirket ortağının kişisel vergi borcu hukuken aynı şey değildir.
İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tahakkuk
Kamu alacağının tahsilinin tehlikeye girdiği kanunda sayılan hâllerde idare, kesin tahsil aşamasını beklemeden ihtiyati haciz veya ihtiyati tahakkuk tedbirine başvurabilir.
Bu tedbirler kişinin malvarlığı üzerinde doğrudan sonuç doğurduğundan, 6183 sayılı Kanunda gösterilen şartların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği incelenmelidir.
Tedbir kararına dayanılan maddi olay ile kanuni sebebin açık ve denetlenebilir olması gerekir.
Tecil ve Taksitlendirme
6183 sayılı Kanunun 48. maddesi kapsamında, kamu borcunun vadesinde ödenmesi veya cebren tahsil edilmesi borçluyu çok zor duruma düşürecekse kanundaki koşullar altında tecil talep edilebilir.
7582 sayılı Kanunla 4 Haziran 2026’dan itibaren genel tecilde kanuni azami süre 36 aydan 72 aya çıkarılmıştır.
Teminatsız tecil uygulamasına konu olabilecek borç tutarı önce 1 milyon TL olarak düzenlenmiş, ardından 13 Haziran 2026 tarihli 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla 10 milyon TL’ye yükseltilmiştir.
10 milyon TL’nin üzerindeki kamu alacaklarında ise kanundaki teminat rejimi uygulanır.
72 ay kanuni azami süredir; her başvurunun 72 ay taksitlendirileceği anlamına gelmez. Borçlunun çok zor durum hâli, borcun niteliği ve idari değerlendirme sonucunda daha kısa bir süre belirlenebilir.
2026 Yılındaki Geçici Düşük Faizli Tecil Uygulaması
16 Haziran 2026 tarihli Seri Sıra No:20 Tahsilat Genel Tebliği ile belirli kamu borçları bakımından özel bir tecil ve taksitlendirme imkânı getirilmiştir.
Bu düzenlemede belirli şartlarla yıllık %29 tecil faizi ve 72 aya kadar taksitlendirme imkânı öngörülmüştür.
Ancak bu özel uygulama için başvuru süresi 31 Ağustos 2026 tarihinde sona ermiştir.
Dolayısıyla 7 Eylül 2026 itibarıyla bu geçici programa yeni başvuru yapılamaz. 6183 sayılı Kanunun 48. maddesindeki genel tecil sistemi ise yürürlüktedir.
Vergi Uyuşmazlığında Hangi Yol Seçilmelidir?
Bir vergi veya ceza ihbarnamesinin tebliğinden sonra somut olaya göre;
dava,
VUK m.376 kapsamında cezada indirim,
tarhiyat sonrası uzlaşma,
düzeltme ve şikâyet,
izaha davet sürecindeki imkânlar,
pişmanlık,
ihtirazi kayıtla beyan
veya yargılama aşamasında kanun yolundan vazgeçme
gündeme gelebilir.
Her dosyada aynı yolun tercih edilmesi doğru değildir.
Bir yolun seçilmesi başka bir başvuru veya dava hakkını ortadan kaldırabilir ya da kullanılabilecek sürenin hesabını etkileyebilir.
Bu nedenle başvuru yapılmadan önce uyuşmazlığın maddi ve hukuki dayanağıyla birlikte seçeneklerin mali ve usulî sonuçları değerlendirilmelidir.
Kanun Yolundan Vazgeçme – VUK m.379
Vergi uyuşmazlığı dava aşamasına taşındıktan sonra da bazı dosyalarda idari çözüm imkânları tamamen sona ermez.
VUK m.379’da düzenlenen kanun yolundan vazgeçme, vergi/ceza ihbarnamesine karşı süresinde açılmış davalarda, vergi mahkemesinin istinaf yolu açık kararları veya bölge idare mahkemesinin temyiz yolu açık belirli kararları sonrasında, mükellefin istinaf veya temyiz hakkını kullanmaktan vazgeçmesi karşılığında kanunda belirlenen tutarlar üzerinden uyuşmazlığı sonlandırmasına imkân verir.
Danıştayın bozma kararı üzerine verilen kararlar bu sistemin kapsamı dışındadır.
Başvurunun kanun yoluna başvuru süresi içinde ve dava konusu vergi ve cezaların tümünü kapsayacak şekilde yapılması gerekir.
Kanunda öngörülen sürede ödeme yapılması hâlinde tahakkuk eden belirli vergi ve ceza tutarları üzerinden ayrıca indirim uygulanması mümkündür; tasdik edilerek tahakkuk eden vergi aslına ilişkin özel hüküm saklıdır.
Bu nedenle ilk derece veya istinaf kararından sonra doğrudan kanun yoluna başvurmadan önce, VUK m.379’un somut dosyada doğuracağı mali sonuç da hesaplanmalıdır.
Vergi Yargısında İstinaf ve Temyiz
Vergi mahkemesi kararlarının istinaf ve temyiz rejimi İYUK hükümlerine tabidir.
Parasal sınırlara tabi kanun yolu değerlendirmesinde ilgili geçiş hükümleri ve davanın açıldığı tarihte geçerli sınırlar dikkate alınmalıdır.
31 Temmuz 2026 tarihli 7589 sayılı Kanunla bölge idare mahkemelerinin karar verme biçimleri ve bazı kararların temyiz edilebilirliği değiştirilmiştir.
Bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp yeniden karar verdiği bazı uyuşmazlıklarda, kanunda belirtilen istisnalar saklı olmak üzere, yeni temyiz imkânı gündeme gelebilir.
Bu nedenle vergi davalarında kanun yolu yalnız uyuşmazlık miktarı üzerinden belirlenmemeli; kararın türü ve İYUK m.46’nın güncel hükümleri birlikte incelenmelidir.
Vergi Hukuku Alanındaki Çalışmalar
Mutluer Hukuk Bürosunda; vergi incelemeleri, vergi ve ceza ihbarnameleri, vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları, tarhiyat öncesi ve sonrası uzlaşma, VUK m.376 kapsamında cezada indirim, izaha davet, pişmanlık ve ıslah, vergi hatalarında düzeltme ve şikâyet, vergi mahkemelerinde açılacak davalar, ödeme emirleri, haciz ve e-haciz işlemleri, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki kamu alacaklarının tahsili, tecil ve taksitlendirme, kanuni temsilci ve limited şirket ortağı sorumluluğu, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk ile VUK m.359 kapsamındaki uyuşmazlıkların vergi hukuku yönleri hakkında hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunulmaktadır.
Vergi uyuşmazlıklarında tebliğ tarihi, vergi dönemi, tarhiyat türü, cezanın niteliği ve seçilen hukuki yolun diğer başvuru haklarına etkisi dosyadan dosyaya değişebilir. Bu nedenle değerlendirme ilgili ihbarname, vergi inceleme raporu, ödeme emri, tebligat belgesi ve diğer dosya evrakı üzerinden yapılmalıdır.
Son güncelleme: 7 Eylül 2026
Mutluer Hukuk Bürosu
Avukat Arabulucu Enver Alper Mutluer
Şişli – İstanbul
Bu sayfada yer alan açıklamalar genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut uyuşmazlığın özellikleri, ilgili özel kanunlar ve mevzuat değişiklikleri hukuki değerlendirmeyi değiştirebilir. Açıklamalar belirli bir uyuşmazlık hakkında hukuki görüş, başarı taahhüdü veya sonuç garantisi niteliğinde değildir.