Ceza Hukuku ve Ceza Yargılaması

Ceza hukuku; hangi fiillerin suç oluşturduğunu, ceza sorumluluğunun hangi şartlarda doğduğunu ve suç karşılığında uygulanabilecek yaptırımları düzenler. Ceza muhakemesi hukuku ise suç şüphesinin ortaya çıkmasından hükmün kesinleşmesine kadar soruşturma ve kovuşturmanın hangi usulle yürütüleceğini belirler.

Bir ceza dosyasının değerlendirilmesi yalnızca Türk Ceza Kanunu’nda hangi suç maddesinin uygulanabileceğinin belirlenmesinden ibaret değildir.

Olayın nasıl gerçekleştiği, şüpheli veya sanığın fiille bağlantısı, kast veya taksir, hukuka uygunluk nedenleri, kusurluluk, iştirak, teşebbüs, delillerin nasıl elde edildiği, mağdur ve tanık beyanları, kamera görüntüleri, elektronik veriler, bilirkişi ve adli tıp raporları, koruma tedbirleri, görevli mahkeme ve uygulanacak muhakeme hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.

Ceza yargılamasında soruşturmanın ilk saatlerinde yapılan işlem, verilen ifade veya elde edilen delil ilerleyen aşamalarda dosyanın yönünü etkileyebilir.

Bu nedenle ceza soruşturmasına mümkün olduğu ölçüde erken aşamada ve dosyanın bütününü gözeterek yaklaşılması gerekir.

Şüpheli, Sanık, Mağdur ve Müşteki Hakları

Hakkında suç şüphesi bulunan kişi soruşturma aşamasında şüpheli, hakkında iddianame kabul edilen kişi ise kovuşturma aşamasında sanık sıfatını taşır.

Şüpheli ve sanığın;

  • isnadı öğrenme,
  • müdafi yardımından yararlanma,
  • susma,
  • lehine olan delillerin toplanmasını isteme,
  • delil sunma,
  • hukuka aykırı koruma tedbirlerine karşı başvuru yapma,
  • mahkeme önünde savunma yapma,
  • kanun yollarına başvurma

hakları bulunmaktadır.

Suçtan doğrudan zarar gören mağdurun ve şikâyet hakkını kullanan müştekinin de soruşturma ve kovuşturma sürecinde kanundan doğan hakları vardır.

Mağdur veya suçtan zarar gören kişi soruşturma makamlarına delil sunabilir, kanunun izin verdiği kararlara itiraz edebilir ve şartları bulunuyorsa ceza davasına katılabilir.

Ceza Soruşturması

Ceza soruşturması, suç işlendiğine ilişkin bir şüphenin Cumhuriyet savcılığı tarafından öğrenilmesi üzerine yürütülen süreçtir.

Cumhuriyet savcısı maddi gerçeğin araştırılması ve adil yargılanmanın sağlanması amacıyla şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlüdür.

Soruşturma sırasında olayın niteliğine göre;

ifade alma, gözaltı, arama, elkoyma, bilgisayar ve telefon incelemesi, banka kayıtlarının araştırılması, tanık dinlenmesi, teşhis, bilirkişi incelemesi, adli tıp incelemesi ve diğer delil toplama işlemleri gerçekleştirilebilir.

Toplanan deliller suçun işlendiği konusunda yeterli şüphe oluşturuyorsa Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyebilir.

Yeterli şüphe bulunmadığı kanaatine varılırsa kovuşturmaya yer olmadığına karar verilebilir.

İfade Alma ve İlk Savunma

Şüphelinin kolluk veya Cumhuriyet savcılığı tarafından alınan ilk ifadesi ceza dosyasında önemli bir aşamadır.

İfade veren kişinin isnadı anlaması, haklarını bilmesi ve müdafi yardımından yararlanabilmesi gerekir.

Dosyanın niteliği değerlendirilmeden yapılan açıklamalar ilerleyen aşamada savunmayla çelişebilir veya yanlış anlaşılabilir.

Bu nedenle ifade öncesinde mümkün olduğu ölçüde olayın, isnadın ve mevcut delillerin hukuki çerçevesinin değerlendirilmesi gerekir.

Gözaltı

Gözaltı bir ceza değil, soruşturma amacıyla kullanılan geçici koruma tedbiridir.

Gözaltının uygulanabilmesi için kanunda öngörülen şartların bulunması gerekir.

Gözaltı süresi, müdafiyle görüşme, sağlık kontrolü, yakınlara haber verilmesi ve gözaltının hukuka uygunluğunun denetlenmesi Ceza Muhakemesi Kanunu çerçevesinde değerlendirilir.

Tutuklama

Tutuklama, kişinin özgürlüğüne ağır müdahale oluşturan geçici bir koruma tedbiridir.

Bir kişinin suçla itham edilmesi tek başına tutuklama için yeterli değildir.

Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanında kanunda düzenlenen tutuklama nedenlerinden en az birinin bulunması gerekir.

Kaçma veya saklanma ihtimali, delilleri yok etme veya değiştirme tehlikesi ve tanık ya da mağdur üzerinde baskı kurulması ihtimali bu kapsamda değerlendirilebilir.

Tutuklama aynı zamanda ölçülü olmalıdır.

Adli kontrol gibi daha hafif bir tedbirle muhakemenin amacı sağlanabilecekse tutuklamanın gerekli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarına kanundaki usule göre itiraz edilebilir.

Adli Kontrol

Tutuklama yerine veya tutuklama sonrasında şüpheli veya sanık hakkında adli kontrol uygulanabilir.

Yurt dışına çıkamama, belirli aralıklarla imza verme, belirli yerlere gitmeme, belirli faaliyetlerde bulunmama veya konutu terk etmeme gibi yükümlülükler olayın niteliğine göre gündeme gelebilir.

Adli kontrol de kişinin temel haklarına müdahale oluşturduğundan gereklilik ve ölçülülük yönünden değerlendirilmelidir.

Arama ve Elkoyma

Konut, işyeri, araç veya kişi üzerinde yapılan arama ile eşya ve dijital materyallere yönelik elkoyma işlemleri ceza muhakemesinin önemli koruma tedbirlerindendir.

Bu işlemlerin kanuni şartlara uygun yapılması gerekir.

Arama veya elkoyma kararı, işlemin kapsamı, işlemi gerçekleştiren makam, arama sırasında bulunan kişiler ve düzenlenen tutanaklar hukuka uygunluk incelemesinin konusunu oluşturabilir.

Dijital Deliller

Telefon, bilgisayar, sunucu, mesajlaşma uygulamaları, e-postalar, sosyal medya hesapları, kamera görüntüleri, konum kayıtları ve sistem logları günümüzde ceza dosyalarının önemli delilleri arasındadır.

Bir elektronik verinin dosyada bulunması tek başına onun kesin ve hukuka uygun delil olduğu anlamına gelmez.

Verinin hangi cihazdan elde edildiği, cihazın kime ait olduğu, veri bütünlüğünün korunup korunmadığı, kaydın değişikliğe uğrayıp uğramadığı ve elde edilme yönteminin hukuka uygun olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.

Moleküler Genetik İnceleme ve DNA Kayıtlarında 2026 Değişikliği

31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanunla Ceza Muhakemesi Kanunu’nun moleküler genetik inceleme sonuçlarına ilişkin hükümleri değiştirilmiştir.

İnceleme sonuçlarının kimlik bilgilerinden arındırılmış biçimde özel sisteme kaydedilmesi, dosyada saklanması, hangi durumlarda başka soruşturma veya kovuşturmalarda kullanılabileceği ve hangi şartlarda imha edileceği yeniden düzenlenmiştir.

Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi gibi belirli durumlarda kayıtların imhası öngörülmektedir.

Diğer durumlarda ise kanunda yirmi yıllık saklama ve imha sistemi bulunmaktadır.

Kişisel verinin saklanmasını gerektiren amacın ortadan kalkması veya haklı neden bulunması hâlinde kişinin kayıtların silinmesini talep edebilmesine ilişkin hüküm de getirilmiştir.

Bu alan ceza muhakemesi ile kişisel veri hukukunun kesiştiği önemli konulardan biridir.

İddianame ve Kamu Davasının Açılması

Cumhuriyet savcısı soruşturma sonunda yeterli şüphe bulunduğu kanaatine varırsa iddianame düzenleyebilir.

İddianamede sanığa isnat edilen fiilin, suçun hukuki nitelendirmesinin, uygulanması talep edilen kanun hükümlerinin ve delillerin ortaya konulması gerekir.

Mahkemenin iddianameyi kabul etmesiyle soruşturma aşaması sona erer ve kovuşturma başlar.

Ceza Davasında İspat ve Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi

Ceza mahkemesinin görevi iddianamedeki suçlamayı doğrulamak değildir.

Mahkeme duruşmada ortaya konulan delilleri değerlendirerek sanığın suç işleyip işlemediği hakkında karar verir.

Mahkûmiyet için suçun sanık tarafından işlendiği konusunda ceza yargılamasının gerektirdiği kesinliğe ulaşılması gerekir.

Giderilemeyen ve mahkûmiyet için gerekli kesinliği engelleyen şüphe sanık lehine değerlendirilir.

Hukuka Aykırı Deliller

Maddi gerçeğin araştırılması amacı hukuka aykırı yöntemlerle delil elde edilmesini meşru hâle getirmez.

Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin değerlendirilmesine sınırlar getirmektedir.

Özellikle arama, telefon veya bilgisayar incelemesi, özel hayat alanına ilişkin görüntüler, haberleşme kayıtları ve dijital veriler bakımından delilin nasıl elde edildiği ayrıca incelenmelidir.

Tanık Beyanlarının Değerlendirilmesi

Tanık anlatımının delil değeri yalnızca tanığın olayı anlattığını söylemesiyle belirlenmez.

Tanığın olayı doğrudan görüp görmediği, anlatımının kendi içinde tutarlılığı, zaman içinde değişip değişmediği, diğer delillerle uyumu ve taraflarla ilişkisi birlikte değerlendirilmelidir.

Kamera Görüntüleri

Kamera görüntülerinin tarih ve saat bilgileri, kayıt sisteminin güvenilirliği, görüntüdeki kişilerin kimliği ve görüntünün kesintisiz olup olmadığı önem taşıyabilir.

Kayıtların belirli süre sonunda otomatik olarak silinmesi ihtimali bulunduğundan gerekli durumlarda görüntülerin zamanında muhafaza altına alınması gerekir.

Bilirkişi ve Adli Tıp Raporları

Tıbbi, mali, teknik veya dijital uzmanlık gerektiren meselelerde bilirkişi incelemesi yapılabilir.

Adli tıp raporları özellikle yaralama, ölüm, cinsel suçlar, ceza ehliyeti ve beden üzerindeki etkiler bakımından önem taşıyabilir.

Raporda kullanılan veriler, raporun sorulan sorulara cevap verip vermediği ve dosyadaki diğer delillerle uyumu incelenmelidir.

Kasten Öldürme, Öldürmeye Teşebbüs ve Yaralama Suçları

Kasten öldürme ve yaralama suçlarında eylemin gerçekleşme biçimi, kullanılan araç, darbe sayısı ve bölgeleri, tarafların olay öncesindeki ilişkileri, failin olay öncesi ve sonrasındaki davranışları ve kastın niteliği birlikte değerlendirilir.

Öldürmeye teşebbüs ile kasten yaralama arasındaki hukuki ayrım yalnızca meydana gelen neticeye bakılarak yapılamaz.

4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanunla teşebbüs, kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında bazı ceza sınırları artırılmıştır.

Suç tarihi bu nedenle uygulanacak kanunun belirlenmesi ve lehe kanun değerlendirmesi açısından önem taşır.

Tehdit ve Hakaret

Tehdit suçunda kullanılan söz veya davranışın olayın koşulları içinde mağdur bakımından ciddi korku oluşturmaya elverişli olup olmadığı değerlendirilir.

Hakaret suçlarında ise söz veya davranışın kişinin onur, şeref ve saygınlığını hedef alıp almadığı, olayın bağlamı, karşılıklı davranışlar ve ifade özgürlüğü sınırları birlikte ele alınmalıdır.

Sosyal medya paylaşımlarında hesabın kime ait olduğu ve paylaşımın gerçekten sanık tarafından yapılıp yapılmadığı ayrıca ispat konusu olabilir.

Dolandırıcılık ve Nitelikli Dolandırıcılık

Dolandırıcılık suçunda hileli davranış, mağdurun aldatılması, malvarlığında zarar ve fail veya üçüncü kişi lehine haksız menfaat unsurları birlikte değerlendirilir.

Her ödenmeyen borç, yerine getirilmeyen sözleşme veya başarısız ticari işlem dolandırıcılık suçu oluşturmaz.

Özel hukuk uyuşmazlığı ile ceza hukuku anlamındaki hileli davranış birbirinden ayrılmalıdır.

Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının ya da kanunda sayılan başka araçların kullanılması nitelikli dolandırıcılık hükümlerini gündeme getirebilir.

Nitelikli Dolandırıcılıkta Görevli Mahkeme – 2025 Değişikliği

24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla nitelikli dolandırıcılık suçu, ağır ceza mahkemesinin görevini düzenleyen 5235 sayılı Kanun’un 12. maddesindeki suçlar arasından çıkarılmıştır.

Bu değişikliğin ardından yeni nitelikli dolandırıcılık davalarında genel görev kuralı çerçevesinde asliye ceza mahkemesi görev yapmaktadır.

Bununla birlikte kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ağır ceza mahkemesinde görülmekte olan veya istinaf ya da temyiz incelemesinde bulunan dosyalarda yalnızca görev değişikliği sebebiyle görevsizlik veya bozma kararı verilemez.

Bu dosyalar kesin hükümle sonuçlanıncaya kadar önceki görev kurallarına göre görülmeye devam eder.

Dolayısıyla nitelikli dolandırıcılık dosyalarında suç tarihi kadar davanın hangi tarihte ve hangi aşamada bulunduğu da görev bakımından önem taşıyabilir.

Banka Hesabı veya Ödeme Aracının Başkasına Verilmesi – 2026 Değişikliği

31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanunla TCK m.158’e yeni bir fıkra eklenmiştir.

Dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılığa iştirakin yalnızca kişinin kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı veya kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermekten ibaret olduğu belirli hâllerde cezada yarı oranında indirim öngörülmüştür.

Bu düzenleme hesap veya ödeme aracını kullandıran kişinin her durumda suçsuz olduğu anlamına gelmez.

Kişinin kastı, haksız menfaat amacı, suçtan bilgisi ve fiilî katkısının kapsamı ayrıca belirlenmelidir.

Güveni Kötüye Kullanma

Güveni kötüye kullanma suçunda malın başlangıçta failin zilyetliğine hukuka uygun biçimde bırakılması, sonrasında zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunulması veya devir olgusunun inkâr edilmesi önemlidir.

Suçun dolandırıcılık veya sıradan alacak uyuşmazlığından ayrılması olayın başlangıcındaki hukuki ilişkiye göre yapılmalıdır.

7571 sayılı Kanunla suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olduğu hâllerde cezayı artıran özel hüküm getirilmiştir.

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Suçları

Uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi kullanmak için bulundurma ile uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti farklı suç tipleridir.

Ele geçirilen maddenin miktarı önemli olmakla birlikte tek başına suç vasfını belirlemez.

Paketleme biçimi, hassas terazi, para hareketleri, mesajlaşmalar, alıcı-satıcı ilişkileri, maddenin bulunduğu yer ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Kullanmak için uyuşturucu bulundurma dosyalarında kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik özel hükümlere tabidir.

Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma

Alkol veya uyuşturucu madde etkisi altında araç kullanılması veya kişinin aracı güvenli şekilde sevk ve idare edemeyecek durumda araç kullanması ceza hukuku sonucu doğurabilir.

4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanunla TCK m.179’daki bazı ceza sınırları değiştirilmiştir.

İdari trafik yaptırımı ile ceza soruşturması birbirinden ayrı hukuki süreçlerdir.

Bilişim Suçları ve Dijital Sistemlerin Suçta Kullanılması

Bilişim sistemine hukuka aykırı erişme, sistemi engelleme veya bozma, verileri yok etme veya değiştirme, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen başka suçlar dijital delil incelemesini gerektirir.

IP kayıtları, cihazlar, oturum kayıtları, banka hareketleri ve elektronik iletişim birlikte değerlendirilmelidir.

Bir banka hesabı, telefon hattı veya cihazın suçta kullanılması tek başına sahibinin suçun bütün unsurlarına iştirak ettiğini kanıtlamaz.

Kast ve fiilî katkının ayrıca ortaya konulması gerekir.

Şirketler ve Ekonomik Ceza Hukuku

Şirket faaliyetleri sırasında yöneticiler veya çalışanlar hakkında dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, sahtecilik, ticari sırların açıklanması, bilişim suçları ve başka ekonomik suç iddiaları gündeme gelebilir.

Şirketin tüzel kişiliği ile yöneticilerin kişisel ceza sorumluluğu birbirinden ayrılmalıdır.

İşlemi kimin yaptığı, kişinin görev ve yetkileri, suç oluşturan eylemden haberdar olup olmadığı ve fiile somut katkısı ayrıca belirlenmelidir.

Çocuk Ceza Hukuku – 18 Ağustos 2026 Değişiklikleri

7593 sayılı Kanun çocuk ceza adaleti sisteminde önemli değişiklikler yapmıştır.

TCK m.31’de 12–15 ve 15–18 yaş grupları bakımından ceza sınırları değiştirilmiş ve belirli ağır suçlara özgü yeni bir sistem kurulmuştur.

Yeni hüküm bütün suçlar için genel bir istisna değildir.

Özel düzenleme;

kasten öldürme suçları

ile

TCK m.87/2 ve m.87/4 kapsamındaki neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları

bakımından uygulanmaktadır.

Somut olayda kasta dayalı kusurun ağırlığı, amaç ve saik, suçun işleniş biçimi ve daha önce kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyet gibi kanunda sayılan hususlardan biri veya birkaçı dikkate alınarak;

15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamış kişiler hakkında TCK m.31/3 hükümleri uygulanmayabilir.

12 yaşını doldurmuş fakat 15 yaşını doldurmamış ve ceza sorumluluğunun bulunduğu kabul edilen çocuklar bakımından ise m.31/2 yerine m.31/3 uygulanabilir.

Bu düzenlemenin uygulanıp uygulanmayacağı somut olayın özellikleri üzerinden belirlenmelidir.

On Beş Yaşını Doldurmamış Çocuklarda Sosyal İnceleme

7593 sayılı Kanunla on beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunlu hâle getirilmiştir.

On beş yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde ise Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hâkimi bunun gerekçesini iddianamede veya kararda göstermek zorundadır.

On beş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen iddianame CMK m.174 kapsamında iddianamenin iadesi nedenleri arasına alınmıştır.

Çocuklara Yönelik Yönlendirme Tedbirleri

7593 sayılı Kanunla Çocuk Koruma Kanunu’nda yönlendirme tedbirleri ve çocuk hakkında kamu davası açılması hâlinde ilgili kamu kurumlarının bilgilendirilmesine ilişkin yeni düzenlemeler de getirilmiştir.

Çocuk hakkında HAGB kararı verilmesi hâlinde uygun yönlendirme tedbirlerinden bir veya birkaçının denetimli serbestlik yükümlülüğü olarak uygulanabilmesi mümkündür.

Çocuk ceza hukukunda temel amaç yalnızca yaptırım uygulanması değil, çocuğun yeniden suç işlemesinin önlenmesi ve topluma kazandırılmasıdır.

Çocuk Hükümlülerin İnfazı

7593 sayılı Kanun çocuk hükümlülerin infaz sisteminde de değişiklik yapmıştır.

Belirli kısa süreli kasıtlı ve taksirli hapis cezalarının doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilmesi öngörülmüştür.

Çocuk hükümlünün kapalı kurumdan çocuk eğitimevine ayrılması sırasında uzmanların da katıldığı idare ve gözlem kurulu değerlendirmesi yapılması düzenlenmiştir.

Ayrıca belirli suçlar hariç olmak üzere koşullu salıverilme hesabında hükümlünün 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir günün iki gün sayılması sistemi getirilmiştir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması – 31 Temmuz 2026 Sistemi

7589 sayılı Kanunla CMK m.231’in HAGB hükümleri yeniden düzenlenmiştir.

Sanığa yüklenen suç nedeniyle hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması hâlinde diğer kanuni şartlar da bulunuyorsa mahkeme HAGB kararı verebilir.

HAGB için;

sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması,

mahkemenin yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate ulaşması

ve suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın kanunda öngörülen şekilde giderilmesi

gibi şartlar bulunmaktadır.

Sanık beş yıl denetime tabi tutulur.

HAGB Kararına Karşı İstinaf

Yeni sistemde HAGB kararına karşı doğrudan istinaf kanun yoluna başvurulabilir.

İstinaf ve şartları varsa temyiz incelemesinde karar ve hüküm usul ve esas bakımından hukuka aykırılık yönünden denetlenir.

HAGB’nin Uygulanamayacağı Suçlar

7589 sayılı Kanunla CMK m.231/14’e açık bir istisna eklenmiştir.

HAGB hükümleri;

işkence suçları,

eziyet suçları

ve

kamu görevlisinin görevi nedeniyle işlediği ve Anayasa m.17 kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar

hakkında uygulanamaz.

Bu istisnanın dosyada uygulanıp uygulanmadığı suçun yalnızca madde numarasına değil, fiilin niteliğine ve failin kamu görevlisi olarak görev bağlantısına göre değerlendirilmelidir.

İstinaf ve Temyiz

Ceza mahkemesi kararlarına karşı kanundaki şartlara göre istinaf ve temyiz yollarına başvurulabilir.

Kanun yolu incelemesinde;

delillerin değerlendirilmesi,

suçun vasfı,

usule aykırılıklar,

hukuka aykırı deliller,

eksik araştırma,

cezanın belirlenmesi,

gerekçenin yeterliliği

gibi konular ayrıca ele alınmalıdır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının İtirazı – 2026

7589 sayılı Kanunla CMK m.308’de değişiklik yapılmıştır.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, kanunda sayılan istisnalar dışındaki Yargıtay ceza dairesi kararlarına karşı dosyanın kendisine tesliminden itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilmesine ilişkin yeni sistem oluşturulmuştur.

Sanık lehine itiraz bakımından süre aranmaz.

Bu yol olağan kanun yollarının yerine geçen bir yöntem değil, kanunda şartları düzenlenmiş olağanüstü nitelikte başvuru mekanizmasıdır.

İnfaz Hukuku

Ceza mahkemesinin hükmünün kesinleşmesiyle ceza hukuku süreci her durumda sona ermez.

Hapis cezasının fiilen ne kadar süre infaz kurumunda geçirileceği;

suç tarihi,

suç tipi,

ceza miktarı,

mükerrirlik,

koşullu salıverme oranı,

açık ceza infaz kurumuna ayrılma,

denetimli serbestlik

ve geçici kanun hükümlerine göre belirlenir.

Bu nedenle yalnızca hükmedilen toplam hapis cezasına bakılarak “ne kadar yatılır?” sorusuna cevap verilmesi doğru değildir.

Denetimli Serbestlikte 1/10 ve En Az Beş Gün Şartı

4 Haziran 2025 tarihli 7550 sayılı Kanunla 5275 sayılı Kanun m.105/A’ya yeni şart eklenmiştir.

Düzenlemeye göre hükümlünün denetimli serbestlik yoluyla infazdan yararlanabilmesi için, beş günden az olmamak üzere, koşullu salıverilme tarihine kadar ceza infaz kurumunda geçirmesi gereken sürenin en az onda birini ceza infaz kurumunda geçirmesi gerekir.

Ancak bu kuralın zaman bakımından uygulanması özellikle önemlidir.

5275 sayılı Kanun Geçici m.11 uyarınca yeni 1/10 şartı 4 Haziran 2025 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından uygulanmaz.

Dolayısıyla infaz hesabı yapılırken hükmün kesinleşme tarihinden önce suç tarihi kontrol edilmelidir.

31 Temmuz 2023 Öncesi Bazı Suçlara İlişkin 2025 Geçiş Düzenlemesi

25 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla 31 Temmuz 2023 ve öncesinde işlenen belirli suçlara ilişkin açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve denetimli serbestlik bakımından özel düzenlemeler getirilmiştir.

Bu düzenleme genel af değildir.

Her hükümlü bakımından suç tarihi, suçun kapsam dışında olup olmadığı, mükerrirlik, mevcut infaz statüsü ve kesinleşmiş cezanın niteliği ayrıca incelenmelidir.

Ceza Hukuku Kapsamındaki Çalışmalar

Mutluer Hukuk Bürosu;

suç duyuruları ve şikâyetler, soruşturma dosyaları, şüpheli müdafiliği, mağdur ve müşteki vekilliği, ifade ve sorgu işlemleri, gözaltı, tutuklama, adli kontrol, arama ve elkoyma, dijital deliller, ağır ceza ve asliye ceza davaları, dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma, yaralama ve öldürme suçları, uyuşturucu madde suçları, bilişim suçları, çocuk ceza hukuku, istinaf, temyiz, olağanüstü kanun yolları, infaz ve denetimli serbestlik konularında hukuki danışmanlık ve temsil hizmeti vermektedir.

Son güncelleme: 6 Eylül 2026

Binlerce Yıllık Türk Devletlerinin Yıkılışından Geleceğin Devlet Aklına: Tarihin Değişmeyen Dersleri