Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Nedir?
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ilgili ek protokollerde güvence altına alınan hakların Sözleşmeci Devletler tarafından ihlal edilip edilmediğini inceleyen uluslararası mahkemedir.
Mahkemenin merkezi Strasbourg’dadır.
AİHM ulusal mahkemelerin üzerinde yer alan klasik anlamda bir temyiz mahkemesi değildir. Ulusal mahkemenin kararının yalnızca hatalı olduğu, delilin yanlış değerlendirildiği veya ulusal hukukun yanlış uygulandığı iddiası tek başına Strasbourg başvurusu için yeterli değildir.
AİHM’nin görevi, devletin sorumluluğuna giren işlem veya ihmallerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki haklardan birini ihlal edip etmediğini incelemektir. Mahkemenin 28 Şubat 2026 tarihinde güncellenen Kabul Edilebilirlik Rehberi de bu ayrımı açık biçimde korumaktadır.
AİHM Bireysel Başvurusunun Hukuki Dayanağı
Bireysel başvurunun temel hukuki dayanağı AİHS’nin 34. maddesidir.
Gerçek kişiler, hükümet dışı kuruluşlar ve kişi grupları Sözleşme veya ilgili protokollerde güvence altına alınan haklarının bir Sözleşmeci Devlet tarafından ihlal edildiğini ileri sürerek Mahkemeye başvurabilir.
AİHS m.35, iç hukuk yollarının tüketilmesi, dört aylık süre ve diğer kabul edilebilirlik şartlarını düzenler.
Başvurunun şekli ve yapılma usulü bakımından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtüzüğü uygulanır. 7 Eylül 2026 itibarıyla Mahkemenin yürürlükteki İçtüzüğü 15 Eylül 2025 tarihli sürümdür. Resmî ve doğrulanmış metinler İngilizce ve Fransızcadır; Türkçe çeviri yardımcı kaynak niteliğindedir.
AİHM’ye Kimler Başvurabilir?
Başvurucunun kural olarak iddia edilen ihlalden kişisel ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir.
AİHM soyut hukuk denetimi yapan bir mahkeme değildir.
Bir kişinin ülkesindeki bir kanunu veya uygulamayı genel olarak yanlış bulması tek başına başvuru hakkı vermez. Başvurucunun Sözleşme anlamında “mağdur” olduğunu göstermesi gerekir.
Somut olayın özelliklerine göre doğrudan mağduriyetin yanında AİHM içtihadında kabul edilen dolaylı veya potansiyel mağduriyet durumları da gündeme gelebilir.
AİHM’ye Kime Karşı Başvuru Yapılır?
Başvuru Sözleşmeye taraf bir Devlete karşı yapılır.
AİHM özel kişileri, şirketleri veya dernekleri doğrudan yargılayan bir mahkeme değildir. Mahkemenin 2026 tarihli güncel başvuru notları da başvurunun kamu otoritesinin sorumluluğuna giren bir eylem veya işlemle ilgili olması gerektiğini açıkça belirtmektedir.
Özel kişiler arasında meydana gelen bir olayda devletin kişileri koruma, etkili soruşturma yapma veya haklar arasında adil denge kurma yönündeki pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği iddia ediliyorsa devletin sorumluluğu ayrıca gündeme gelebilir.
Hangi Haklar AİHM Başvurusuna Konu Olabilir?
Başvurunun AİHS veya aleyhine başvurulan devlet bakımından yürürlükte bulunan ek protokollerden birinin koruduğu hakka ilişkin olması gerekir.
Yaşam hakkı, işkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, adil yargılanma hakkı, kanunsuz ceza olmaz ilkesi, özel ve aile hayatına saygı, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, ifade özgürlüğü, toplantı ve dernek kurma özgürlüğü, etkili başvuru hakkı ve ayrımcılık yasağı başlıca Sözleşme güvenceleridir.
Ek protokoller kapsamında mülkiyetin korunması, eğitim hakkı ve serbest seçim hakkı gibi başka haklar da bulunur.
Her devlet bütün protokollere taraf olmadığından, ileri sürülen hakkın ilgili devlet yönünden yürürlükte olup olmadığı ayrıca kontrol edilmelidir. AİHM’nin güncel başvuru notları bunu açık bir kabul edilebilirlik şartı olarak belirtmektedir.
İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi
Türkiye’den AİHM’ye Gitmeden Önce AYM’ye Başvurmak Gerekir mi?
Şikâyetin Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun koruma alanına girdiği hâllerde kural olarak evet.
AİHM, Hasan Uzun/Türkiye (k.k.), B. No: 10755/13, 30/4/2013 kararında Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun ilke olarak erişilebilir ve etkili bir iç hukuk yolu olduğunu kabul etmiş ve kullanılmadan yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur.
Dolayısıyla derece mahkemesindeki olağan kanun yolları tamamlandıktan sonra doğrudan AİHM’ye gidilmesi, AYM’nin tüketilmesi gereken etkili yol olduğu uyuşmazlıklarda başvurunun kabul edilemez bulunmasına neden olabilir.
AİHM’deki Şikâyetin AYM’de de İleri Sürülmüş Olması Gerekir mi?
Kural olarak şikâyetin özü iç hukuk makamlarına sunulmuş olmalıdır.
Yalnız AYM’ye herhangi bir başvuru yapılmış olması yeterli değildir.
Strasbourg’da ileri sürülecek belirli ihlal iddiasının maddi ve hukuki özü, başvurucunun kullanabileceği iç hukuk yollarında ve gerektiğinde Anayasa Mahkemesinde de ileri sürülmelidir.
AİHM’nin Bülent Bekdemir/Türkiye, B. No: 42881/18, 17/6/2025 kararı, iç hukukta hangi şikâyetlerin ileri sürüldüğünün Strasbourg’daki tüketme incelemesi bakımından taşıdığı önemi gösteren güncel Türkiye kararlarından biridir.
Bu nedenle AİHM başvurusu hazırlanırken yalnız AYM kararına değil, daha önce sunulan AYM başvuru formunun kendisine de bakılmalıdır.
Etkisiz veya Olağanüstü Yollara Başvurmak Zorunlu mudur?
AİHM’nin 2026/1 Başvuru Notlarına göre başvurucu, etkili iç hukuk yollarını usulüne ve sürelerine uygun biçimde tüketmelidir.
Buna karşılık etkisiz yolların veya olağan kanun yolu sistemi dışında kalan özel, takdire bağlı olağanüstü yolların kullanılması kural olarak zorunlu değildir.
Bu ayrım somut dosya bakımından yapılmalıdır.
Türkiye’deki Makul Süre Şikâyetleri ve Tazminat Komisyonu
Yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarında Türkiye’deki Tazminat Komisyonu sistemi tüketilmesi gereken iç hukuk yolları bakımından ayrıca dikkate alınmalıdır.
7499 sayılı Kanunla 2024 yılında yapılan değişiklik sonucunda Tazminat Komisyonu, ceza soruşturması ve kovuşturmaları ile özel hukuk ve idari yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarını sürekli olarak incelemekle görevlendirilmiştir.
Bu nedenle Türkiye’den yalnız uzun yargılama şikâyetiyle Strasbourg’a gidilecek bir dosyada, AYM yolu kadar Tazminat Komisyonu ve devamındaki yargısal yolun somut şikâyet açısından tüketilip tüketilmediği de incelenmelidir.
AİHM Başvuru Süresi
AİHM’ye Kaç Ay İçinde Başvurulur?
AİHM başvuru süresi dört aydır.
AİHS m.35/1 uyarınca bu süre kural olarak tüketilmesi gereken son etkili iç hukuk yolundaki nihai karar üzerinden hesaplanır.
Türkiye bakımından AYM’nin tüketilmesi gereken yol olduğu bir uyuşmazlıkta, AYM kararının başvurucu veya vekili bakımından kesin olarak öğrenildiği/tebliğ edildiği tarih süre hesabında belirleyici olabilir.
Ancak sürenin başlangıcı ihlal türüne göre değişebileceğinden her dosyada ayrı değerlendirme yapılmalıdır.
Dört Aylık Süreyi Ne Keser?
AİHM’nin 2026/1 tarihli güncel Başvuru Notlarına ve Rule 47’ye göre, dört aylık süreyi ancak Mahkeme İçtüzüğü’nün 47. maddesindeki şartlara uygun tam bir başvuru formunun Mahkemeye gönderilmesi keser.
Eksik bir ön dilekçe, yalnız şikâyeti özetleyen mektup veya daha sonra tamamlanacağı düşünülen usulsüz başvuruya güvenilmemelidir.
Dört Aylık Sürenin Son Günü Tatilse Süre Uzar mı?
Hayır.
AİHM’nin 2026/1 Başvuru Notlarında açıkça belirtildiği üzere dört aylık süre son gün pazar veya resmî tatil olsa dahi o gün sona erer.
Bu süre ulusal usul hukukundaki “tatil gününe rastlarsa sonraki iş gününe uzar” varsayımıyla hesaplanmamalıdır.
Faks Dört Aylık Süreyi Keser mi?
Hayır.
Mahkemenin güncel Practice Direction’ına göre faksla gönderilen başvuru dört aylık süreyi kesmez.
Rule 47’ye uygun imzalı aslın aynı dört aylık süre içerisinde posta yoluyla gönderilmiş olması gerekir.
Normal AİHM başvurusu e-posta gönderilerek de başlatılamaz.
Başvuru Tarihi Hangi Tarihtir?
Rule 47 şartlarını taşıyan başvuruda kural olarak başvurunun Mahkemeye gönderildiği tarih esas alınır ve gönderim tarihi posta damgası üzerinden belirlenir.
Mahkemenin haklı gördüğü istisnai durumlarda farklı tarih belirleme yetkisi saklıdır.
Bu nedenle posta işlemi dört aylık sürenin sonuna bırakılmamalıdır.
AİHM Başvurusu Nasıl Yapılır?
Normal bireysel başvuruda Mahkemenin güncel resmî başvuru formu kullanılmalıdır.
Form bilgisayarda veya okunaklı şekilde doldurulmalı, gerekli yerler imzalanmalı ve destekleyici belgelerin kopyaları eklenerek posta yoluyla Strasbourg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüğüne gönderilmelidir.
Mahkemenin güncel Rule 47 sistemi, formun kendisinin davanın konusu ve şikâyetlerin kapsamı anlaşılabilecek biçimde doldurulmasını zorunlu tutmaktadır.
Başvuru Formunda Neler Bulunmalıdır?
Başvurucunun ve varsa temsilcinin bilgileri, aleyhine başvuru yapılan devlet, olayların kronolojik ve özlü anlatımı, ihlal edildiği ileri sürülen Sözleşme maddeleri, her ihlalin gerekçesi, iç hukuk yollarının tüketilmesine ilişkin bilgiler ve dört aylık süreye uyulduğunu gösteren tarihler form üzerinde bulunmalıdır.
İç hukukta verilen kararlar ve şikâyetin ulusal makamlar önünde ileri sürüldüğünü gösteren dilekçeler de gerekli olduğu ölçüde eklenmelidir.
Mahkemenin 2026 notları özellikle nihai kararın tarihi ile kararın tebliğ veya öğrenme tarihini gösterecek belgelerin sunulmasını istemektedir.
“Ekte Açıkladım” Demek Yeterli midir?
Hayır.
AİHM Rule 47 sisteminin en katı noktalarından biri budur.
Olayların, şikâyetlerin ve kabul edilebilirlik koşullarına ilişkin temel açıklamanın başvuru formunun kendisinde bulunması gerekir.
Formdaki ilgili bölümleri boş bırakıp “ekli dilekçeye bakınız” şeklinde başvuru yapılması kabul edilmez.
Ek açıklama formun yerine geçemez.
Ek Açıklama Kaç Sayfa Olabilir?
Forma ek olarak gerekli açıklamalar sunulabilir; ancak bu açıklamalar toplam 20 sayfayı aşamaz.
Bu 20 sayfa, formun içinde bulunması gereken olay, ihlal ve kabul edilebilirlik açıklamalarının yerine geçmez.
Daha önemlisi, ek açıklamada formda bulunmayan yeni bir şikâyet ileri sürülemez. Ek yalnız formda daha önce belirtilmiş şikâyetleri geliştirmek amacıyla kullanılabilir.
Eksik Rule 47 Başvurusunun Sonucu Nedir?
Mahkemenin 2026/1 Başvuru Notları bu konuda son derece açıktır.
Başvuru formundaki zorunlu alanlar doldurulmamış veya gerekli belgeler sunulmamışsa dosya açılmayabilir, başvuru incelenmeyebilir ve gönderilen belgeler saklanmayabilir.
Başvurucu yeni ve eksiksiz bir başvuru göndermek zorunda kalabilir.
Bu sırada dört aylık süre sona ermişse ilk eksik başvurunun gönderilmiş olması kural olarak süreyi kurtarmaz.
Bu nedenle AİHM başvurusunda “eksikliği sonra tamamlarız” yaklaşımı ciddi hak kaybı riski taşır.
AİHM Başvurusunda Vekâletname ve İmza
Başvurucu ilk aşamada avukat tutmak zorunda değildir.
Ancak avukatla başvuru yapılıyorsa başvuru formunun yetkilendirme bölümünün hem başvurucu hem de avukat tarafından asıl imzayla imzalanması gerekir.
AİHM’nin 2026/1 Başvuru Notları ve güncel Practice Direction’ı, ilk başvuru sırasında ayrı bir vekâletname/yetki formunun kural olarak kabul edilmediğini açıkça belirtmektedir. Ayrı yetki belgesine ancak aşılması mümkün olmayan pratik engellerin inandırıcı şekilde açıklanması gibi istisnai durumlarda başvurulabilir.
Başvurucu sonradan avukat değiştirirse veya başvurudan sonra avukat görevlendirirse ayrı yetki formu kullanılabilir.
Bu ayrıntının gözden kaçırılması Rule 47 nedeniyle başvurunun reddedilmesine yol açabilir.
AİHM Başvurusu Türkçe Yapılabilir mi?
Evet.
Başvurunun başlangıç aşamasında Türkiye’nin resmî dili olan Türkçe kullanılabilir.
Mahkemenin resmî dilleri İngilizce ve Fransızcadır. Başvuru Hükûmete bildirildikten sonraki aşamada yazışmalar kural olarak İngilizce veya Fransızca yürütülür.
Mahkeme kararlarının ve iç hukuk belgelerinin ilk başvuru aşamasında sırf başvuru yapılabilmesi için İngilizce veya Fransızcaya çevrilmesi genel bir şart değildir.
Elektronik Yazışma Yapılabilir mi?
Normal başvuru posta yoluyla başlatılır.
eComms, başvuru ilk kez gönderilirken kullanılan bir elektronik başvuru sistemi değildir. Mahkemenin Hükûmete başvuruyu bildirmesinden sonra temsilciyle elektronik yazışma için devreye alınabilen sistemdir.
Rule 39 geçici tedbir talepleri için kullanılan elektronik sistem de normal bireysel başvurunun yerine geçmez.
Yapay Zekâ Kullanılarak AİHM Başvurusu Hazırlanabilir mi?
AİHM’nin 2026/1 Başvuru Notlarına ilk kez açık biçimde yapay zekâ kullanımına ilişkin bir uyarı eklenmiştir.
Mahkeme yapay zekâ aracından yararlanılmasını başlı başına yasaklamamaktadır; ancak sunulan metnin tüm sorumluluğunun başvurucuya ait olduğunu belirtmektedir.
Başvurucu, yapay zekâ tarafından üretilen veya önerilen maddi bilgileri, hukuki argümanları, içtihatları ve kaynakları doğrulamakla yükümlüdür.
AİHM, bilerek gerçeğe aykırı olgu, sahte beyan veya eksik olduğu için yanıltıcı bilgi sunulmasının başvuru hakkının kötüye kullanılması kapsamında kabul edilemezlik sonucuna yol açabileceğini açıkça hatırlatmaktadır.
Bu nedenle özellikle karar numaraları, tarihler, iç hukuk süreçleri ve AİHM içtihatları kaynağından doğrulanmadan forma yazılmamalıdır.
AİHM Başvurusu İçin Avukat Zorunlu mudur?
Başvurunun ilk aşamasında avukat zorunlu değildir.
Başvurunun Hükûmete bildirilip yazılı görüş aşamasına geçmesi hâlinde ise kural olarak Mahkeme önünde temsil şartları uygulanır. Mahkemenin 2026 başvuru notları bu aşamada başvurucunun avukatla temsil edilmesinin gerekebileceğini ve gerekli koşullarda hukuki yardım sisteminin gündeme gelebileceğini belirtmektedir.
AİHM Başvurusu Harca Tabi midir?
AİHM bireysel başvurusunun yapılması için Mahkemeye bir başvuru harcı ödenmez.
Başvurucunun avukatlık, posta, tercüme ve dosya hazırlama giderleri ise ayrı konudur.
Türkiye’den Bazı Kamu Görevlisi İhraç Başvurularında 2026 Özel Usulü
AİHM, Türkiye’de 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün ardından kamu görevinden çıkarılan memurlar, yargı mensupları, askerî personel ve diğer kamu görevlileriyle ilgili olası yoğun başvuru akışı nedeniyle 1 Ocak 2026’dan itibaren özel idari işlem tedbirleri uygulamaya koymuştur.
Bu kapsamdaki ve 1 Ocak 2026 veya sonrasında yapılan başvurularda özel kapak sayfası kullanılmalı, Mahkemenin resmî başvuru formu elektronik ortamda doldurulup yazdırılmalı ve her başvurucu bakımından ayrı şekilde sunulmalıdır.
Mahkemenin iletişim kurabileceği bir e-posta adresinin bildirilmesi de kural olarak zorunludur; gerekçelendirilmiş özel engeller saklıdır.
Bu özel sistem yalnız ilgili ihraç başvurularına ilişkindir ve bütün Türkiye başvurularına genellenmemelidir.
AİHM Kabul Edilebilirlik Şartları
Başvurunun esasında haklı olunması tek başına yeterli değildir.
Başvurucunun mağdur sıfatına sahip olması, şikâyetin ilgili devletin sorumluluğuna girmesi, Sözleşme veya devlet bakımından yürürlükteki protokol kapsamında bir hakka ilişkin olması, etkili iç hukuk yollarının usulüne uygun tüketilmesi ve dört aylık süreye uyulması gerekir.
Başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve başvuru hakkının kötüye kullanılmaması da gereklidir.
AİHS m.35 uyarınca başvurucu bakımından önemli bir dezavantajın bulunmaması da belirli şartlarda kabul edilebilirlik incelemesine konu olabilir. Güncel kriterler AİHM’nin 28 Şubat 2026 tarihli Kabul Edilebilirlik Rehberinde ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.
Aynı Konu Başka Bir Uluslararası Mercie Taşınmışsa Ne Olur?
AİHS m.35/2 bakımından burada otomatik bir yasak olduğu düşünülmemelidir.
Mahkeme, daha önce kendisi tarafından incelenmiş veya başka bir uluslararası soruşturma ya da çözüm merciine sunulmuş başvurunun esas itibarıyla aynı konuya ilişkin olup olmadığı ve ilgili yeni bilgi içerip içermediği üzerinden değerlendirme yapar.
Bu nedenle başka bir uluslararası mercie yapılan başvuru AİHM formunda gizlenmemeli; Rule 47 gereğince ilgili bilgiler ve belgeler açıklanmalıdır.
AİHM Dördüncü Derece Mahkemesi midir?
Hayır.
AİHM ulusal mahkemelerin kararlarını olağan temyiz incelemesine tabi tutmaz ve kural olarak ulusal mahkeme kararını iptal edip değiştiremez.
Mahkemenin 2026 Başvuru Notları bunu açık biçimde belirtmektedir.
Strasbourg başvurusunun temel sorusu:
“Ulusal mahkeme yanlış karar verdi mi?”
değil;
“Devletin işlemi, ihmali veya yargılama biçimi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde korunan bir hak ihlal edildi mi?”
sorusudur.
Rule 39 Geçici Tedbir
AİHM İçtüzüğü’nün 39. maddesi kapsamında yakın ve telafisi mümkün olmayan ciddi zarar tehlikesi bulunan istisnai durumlarda geçici tedbir talep edilebilir.
Rule 39 olağan AİHM başvurusunun yürütmeyi veya infazı durduran genel bir kanun yolu değildir.
Özellikle yaşam hakkı veya kötü muamele yasağı açısından geri döndürülemez ağır risk içeren sınır dışı etme, iade, ağır sağlık sorunları veya benzeri durumlarda gündeme gelebilir.
Rule 39 tedbirinin verilmesi, başvurunun esas bakımından haklı bulunduğu veya kabul edilebilir olduğu anlamına gelmez. AİHM’nin Ağustos 2026 tarihli güncel açıklamalarında da geçici tedbir kararlarının sonraki kabul edilebilirlik veya esas kararlarını peşinen belirlemediği belirtilmektedir.
Başvuru Hükûmete Bildirilirse Ne Olur?
Mahkeme başvurunun veya belirli şikâyetlerin daha ayrıntılı inceleme gerektirdiğine karar verirse başvuruyu davalı Hükûmete bildirebilir.
Taraflardan kabul edilebilirlik ve esas hakkında yazılı görüş istenir.
Bu aşamada başvurucunun Hükûmet görüşlerine cevap vermesi, maddi ve hukuki iddialarını geliştirmesi ve koşulları varsa adil tazmin taleplerini usulüne uygun biçimde sunması gerekir.
Hükûmete bildirim, AİHM’nin ihlal kararı vereceği anlamına gelmez.
Dostane Çözüm ve Tek Taraflı Deklarasyon
AİHS sistemi tarafların dostane çözüme ulaşmasına imkân verir.
Dostane çözüm görüşmeleri gizlidir.
Belirli durumlarda davalı devlet ihlali kabul eden ve giderim teklif eden tek taraflı deklarasyon sunabilir. Mahkeme, bunun dosyanın listeden çıkarılması için yeterli olup olmadığını Sözleşme ve yerleşik içtihadı çerçevesinde değerlendirir.
AİHM İhlal Kararı Verirse Ne Olur?
AİHM Sözleşmenin ihlal edildiğine karar verirse, şartları varsa AİHS m.41 kapsamında adil tazmine hükmedebilir.
Maddi zarar, manevi zarar ile gerekli ve makul yargılama giderleri somut olayın özelliklerine ve usulüne uygun taleplere göre değerlendirilir.
AİHM tazminata her ihlal kararında kendiliğinden aynı şekilde hükmetmez.
AİHM Kararlarının Bağlayıcılığı
AİHS m.46 uyarınca kesinleşmiş AİHM kararları davalı devlet bakımından bağlayıcıdır.
Kararın icrası yalnız tazminatın ödenmesinden ibaret olmayabilir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için bireysel tedbirler ve benzer ihlallerin önlenmesi için genel tedbirler gündeme gelebilir.
Kararların uygulanması Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından denetlenir.
AİHM’nin 25 Ağustos 2026 tarihli Kavala/Türkiye (no. 2) [BD], B. No: 2170/24 kararı, m.46 kapsamında Mahkemenin istisnai durumlarda ihlalin giderilmesi için gerekli bireysel tedbirleri açık biçimde gösterebildiğinin güncel örneklerinden biridir. Büyük Daire, bu dosyada Türkiye’nin başvurucunun serbest bırakılmasını en erken tarihte sağlaması ve mahkûmiyetin sonuçlarını ortadan kaldırması gerektiğini belirtmiştir.
Bu karar, AİHM’nin genel olarak ulusal temyiz mahkemesi olduğu veya her dosyada ulusal hükmü doğrudan iptal ettiği anlamına gelmez.
AİHM Başvurusunda En Sık Görülen Usul Sorunları
AİHM başvurusunda maddi haklılık kadar usule uygunluk da belirleyicidir.
Dört aylık sürenin yanlış hesaplanması, nihai kararın veya öğrenme tarihinin belgelendirilmemesi, Rule 47’ye uygun tam form gönderilmemesi, formdaki şikâyet bölümlerinin boş bırakılması, ayrı vekâletnameye güvenilmesi, ekte ilk kez yeni şikâyet ileri sürülmesi, AİHM şikâyetinin iç hukukta ve AYM’de hiç ileri sürülmemiş olması veya Mahkemenin bir temyiz mercii gibi kullanılmaya çalışılması başvurunun esası incelenmeden sonuçlanmasına neden olabilir.
Mahkemenin 2026/1 Başvuru Notları bu usul şartlarına uyulmaması hâlinde dosyanın dahi açılmayabileceğini açıkça belirtmektedir.
Anayasa Mahkemesi ile AİHM Arasındaki Fark
Anayasa Mahkemesi, Türkiye’nin anayasal düzeni içerisinde bireysel başvuruları inceleyen ulusal yüksek mahkemedir.
AİHM ise Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin uluslararası yargı organıdır.
Türkiye bakımından birçok uyuşmazlıkta önce olağan iç hukuk yollarının, ardından AYM bireysel başvurusunun ve olayın niteliğine göre diğer etkili yolların tüketilmesi gerekir.
AİHM başvurusu bu süreçlerin yeniden tekrarı değildir. Strasbourg’daki şikâyetin Sözleşme hukuku temelinde ayrıca kurulması gerekir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru Alanındaki Hukuki Çalışmalar
Mutluer Hukuk Bürosunda; iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediğinin değerlendirilmesi, AYM sonrası dört aylık AİHM süresinin belirlenmesi, AİHS kapsamındaki hak ihlali iddialarının incelenmesi, Rule 47 başvuru formu ve eklerinin hazırlanması, Rule 39 geçici tedbir talepleri, Hükûmete bildirilen başvurularda yazılı görüş süreçleri, adil tazmin talepleri ve AİHM kararlarının hukuki sonuçları hakkında danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunulmaktadır.
AİHM başvurularında süre, tüketilmesi gereken iç hukuk yolu ve şikâyetin kapsamı dosyanın özelliklerine göre değişebilir. Başvuru hazırlanmadan önce özellikle nihai kararlar, tebliğ ve öğrenme tarihleri, AYM başvuru formu ve kararları ile iç hukukta sunulan dilekçeler birlikte incelenmelidir.
Son güncelleme: 7 Eylül 2026
Bu sayfadaki açıklamalar genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. AİHM İçtüzüğü, kabul edilebilirlik içtihadı ve Türkiye’deki iç hukuk yolları zaman içinde değişebilir. Somut başvuruda süre ve tüketilmesi gereken yollar dosya belgeleri üzerinden ayrıca belirlenmelidir. Açıklamalar belirli bir başvuru hakkında başarı taahhüdü veya sonuç garantisi niteliğinde değildir.